kürdan var mı?

kapanmaması için göz kapaklarıma sokuşturmam lazım da.

sabah soğuk akşam güneşli ya da tersi günlerin kısaca pre-bahar günlerinin bünyem üzerindeki kesin etkisi uyuklamak.

millet baharda coşmaktan falan bahsedince sessiz bir iç monologla hep tartışıyorum kendimle. azıcık da itişiyorum. hadi be kızım, canlan, azıcık hafifle, pır pır ol falan. ıııh. sabahları yataktan kalkamama, içilen kahveye çaya rağmen uyanamama, içinin kıyır kıyır uykuya doğru akması gün boyu, gözlerini açamama, başının üstünde fil taşıyormuşçasına ağırlık, elinin ayağının kalkmaması, kafanın hep yastık istemesi.

hiç değişmiyor.

her bahar ön gösterim seansında aynı film çekiliyor benim platoda.

bugün de şu an sanırım içtiğim 4.  kahveye rağmen,- ki kahve fotojenik dursa da aslında çaycıyımdır ben. sabah 1 öğlen 1 ikindi 1 kahvem vardır sadece. bunların öğlen olanı türk kahvesi diğer ikisi filtre, granül ne verdiyse işte öyle. onun dışında çay kupam hep doludur iş yerinde. evde de yemek sonrası tazesinden 1 demlik çay,akşam boyu eşlik eder haneye. bu arada “hanene ay doğacak” çok güzel bir kitap ismidir. o geldi aklıma onu da not düşeyim. Şebnem’in öyküleri vardı di mi bu kitapta?- neyse işte. araya laf girdi diyeceğimi dedim zaten. 4 kahve bi sürü çaya rağmen ayılamayınca  dedim yazı yazayım bakayım belki açılırım. şu ana kadar pek açılmadım ama, du bakalım.

dizisevici ruh halimi çok kişisel alfabeli blog dönüş yazımda yazmıştım ya. yok, değişmedi iki günde tabii. devam o hale.  bir tür duymayan duysun haberi yapayım dedim diziseverler de faydalansın.FEUD dizisini haber vereyim duymayana diye tıkladım yazı yazma şeysini aslında. uyku, kahve, çay falan, yazıyı uzatmak için hikaye işte. henüz iki bölümü yayınlanan tazecik bir dizi. Dönem dizisi diye kategorize etmişler.  dönem dizilerini severim. MAd Man’in mesela hastasıydım. Don Draper‘a olan aşkımı ise yazmayayım oturur ağlarım dizi bitti diye.  Mr. Selfridge’de bende ayrı bir yeri olan dönem dizilerinden. FEUD’da dönem dizisi diye tanıtıldığı için radarıma takıldı sonra bir baktım, uuuu, Susan Sarandon Bette Davis olacak, Jessica Lange Joan Crawford olacak, dizinin arka planında hollywood film endüstrisi cadı kazanı olacak… Alllaaaaaaah dye gittim eve valla duyduğum gün. hemen de izledim. olmuş mu olmamış mı daha erken demeye ama, prodüksiyon ve oyunculuklar şu haliyle bile şahane  notu aldı benden. bu Bette ve Joan kavgasını da valla bilmiyordum ne yalan. azıcık araştırınca diziyi duyup çok eğlendim kavganın vardığı boyutlardan. -kavga kaşağısı elektra- dizi içinde izleyip göreceğiz mutlaka da, özellikle şu anektod çok güldürdü beni. Bu filmle Bette Davis oscar adayı oluyor, Joan olamıyor. Ama Bette’i de alamıyor, bir başkası alıyor Oscar’ı ve sahneye bu bir başkasının ödülünü almaya kim çıkıyor: JOAN tabii ki. hahahaha, yemin ediyorum düşmanın bile zekisini bağışlasın allah hepimize. bununla kavgalı olmak adamı dinç tutar be.  Söz konusu tören şu: 

aralarındaki kavganın eğlenceli kısımlarını Susan ve Jessica’nın şahane oyunculuğuyla ve çitlediğimiz çekirdekleri püskürerek allaaaah nidalarıyla pek eğlenerek izleyeceğiz bence. Hadi siz de başlayın  izlemeye. eğleniriz hep beraber.

bu arada açıldım sanki ben ya. gideyim de terasta bi sigara içip azıcık sırt esneteyim.

 

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: