Kahrolası Federaller

kitap almayıp elde birikmiş olanları  ya da kindle’da okunmayı bekleyenleri bitirme kararımın ikinci yılında , eldekileri eritmeye az kala hâlâ daha onlarca kitapla  beni bekleyen kindle içinde yüklü ya da bilgisayarımın klasörlerinde yüklenmeyi bekleyen bissürü  kitap içinde en çok  onların olması nedeniyle- şu an kendimi tokatlayacağım sizin için. amma uzattım cümleyi gerçekten. çok haklısınız- işte bazı nedenlerle diyeyim kısaca, okumadığım polisiye, entrika, cinayet, korku, gerilim romanı kalmayacak yakında blog.

geçen yazın cinnet ikliminde -yazar burada hem fiziksel manada  sıcak havayı hem de ülkeyi sarıp sarmalayan o garip ruh halini kast etmektedir.- içim , dışım elim ayağım buz kessin de unutayım, unutayım da azıcık uyuyabileyim, uyuyabileyim de o cinnet günlere direnebilecek duygusal, zihinsel direnci bulabileyim diyerek,   bile isteye hep bu kitapları seçtim okudum. en piyasa işinden, en “vay be! ne kitapmış” deyip edebi açıdan da hayran kaldığım örneklerine kadar bisürü okudum ve hâlâ da okumaktayım.

Mesela Jo Nesbo‘yu keşfettim. – yo nezbö olarak okuması da pek eğlenceli- Daha önce okumamıştım.  Onun iri cüsseli, depresif, sistem içinde ayrık otu dedektifi Harry Hole’la birlikte manyakların peşinde soluksuz günler, geceler geçirdim.  Zaten kuzeyin soğuk, karanlık iklimi,  içe dönük  sosyal hayatı,  asla “hadi ya ,boş ver kuralı muralı “demeyen ve bu nedenle ağzım açık kalarak anlamaya çalıştığım politik yapısı içimi hep bir hoş ettiğinden Jo Nesbo’ya da bayıldım. Nordik nordik yaşayabileceğim bir ikinci hayat diliyorum allaaam. Çok mu yani.

Daha piyasa işi olarak da Tess Geritsen‘in adını anayım mesela. Yo Nezbö’nun az sayıda kitabına ulaşabilmişken Tess’in bi sürü kitabını okudum. kimi kafam kadar 600’e ulaşan sayfa sayılı, kimi 100-200 arasında değişen sayfa sayısıyla daha mini boy bi sürü  kitabı var kindleımda. Zaten tv Series olarak da aşina olduğum Rizzoli& Isles‘ın maceralarını bir de kitaplardan okumak  hoşuma gitti. Tess’in kitaplarından çıkmış meğerse bu televizyon karakterleri. Tess daha çerez işler üretmiş bence Nezbö’ya göre ama olsun. az üstte değindiğim nedenlerle hiiiç burunkıvırmadan,  tırnağımı yiye yiye, arada çekirdek çitleye çitleye ya da okudum hepsini.

Sonra tabii ki Stehen King. King’i çok ayrı bir yere koyuyorum bu türde. İstese her türün canına okur bence.  ❤ Stephen ile son randevum onun meşhur bilimkurgumsu fantastik western gerilim serisi Kara Kule ile olmuştu. blogspotta ikamet ederken yazmıştım da okuma hallerimi ve ara ara “tırman tırman bitmiyor a dostlar bu kulenin merdivenleri” serzenişlerimi. hakikaten hem şahane bir deneyimdi Kara Kule hem de sabrımı test ettiğim bir sınav. ama okudum, bitirdim ve bayıldım. Torunlarıma gururla gösterebileceğim  bir okuma nişanım var bence  kütüphanemdeki bu seri sayesinde. – e he he he.  torun dedim ayol. dur daha be der misiniz lütfen- neyse kindle cangılında King’in okumadığım ne kitaplarına ulaştım. pek güzel oldu netekim. İşte o bulduklarımdan biri de Dolores Claiborne’du. vallahi duymamıştım bu kitabı da ondan çekilen filmi de. Kitaba bayıldım. Zaten diğer King kitapları ile kıyaslandığında ebat olarak Cin Ali kitabı boyutunda olduğundan bir yaz günü ve araya giren işler neticesinde aynı günün gecesinde bitiriverdim kitabı. King’in kısa ama etkili işlerinden biri olmuş. Başından sonuna bir kadının monologu olarak kurgulanmış bu kitabı okurken filmi çekilse bunu Kathy Bates iyi oynar dedim dedim de bir de ne göreyim, filmi çekilmiş ve Kathy Bates oynamış. Cast ajans mı açsam ne yapsam bu yaştan sonra,anlıyorum sanırım bu işten diye düşünmedim değil. Ama sonra hava çok sıcak olduğundan o  yaz gecesi yeni kariyer planımdan hemen vazgeçip köye yerleşmeli ve siz İstanbul’da yanarken mesela yorgan örtmeli emeklilik düşlerime geri döndüm.

Arkadaş bi dakka ya.  Ben yaz butonuna bastığımda aslında bambaşka bir şeyler yazıp iki üç olay üzerinden polisiyelere bağlayıp sisteme çemkirecektim. o başlık falan da hep o çemkireceğim şeyle bir bütünlük üçünde mükemmel bir blog yazısı haline gelecekti.  ama neye çemkireceğimi   unuttum iyi mi. edebiyatın gücü diyelim. yazarken kitapları düşünüp o kadar keyiflendim ki anlatamam. hatta şimdi keyfimi katmerlemek için   çıkıp terasta bir kahve sigara içeceğim müdürün yokluğunu değerlendirip.

O zaman görüşürüz biz yine. o başlık olmadı orda biliyorum da işte, Şeapmayın ya. bi ara bağlarım ben onu yazıya falan.

Reklamlar

Kahrolası Federaller” üzerine 4 düşünce

    • Merhaba Dilek.
      açıkçası bu kitaplarda beni çeviri olarak rahatsız edenler yoktu. kindle’dan okuduğum için bazı kalibre sorunları vardı kimi Tess Geritsenn’larda ama o çeviri problemi sayılmaz. Jo Nesbo’ların edebi dilini de sevdim. Tess’ler çeviriden ziyade daha satışa yönelik kalıp cümleler içeriyor tabii. ama açıkçası o kadar umursamadan okuyorum ki bu küçük sorunu işlevi daha önemli geliyor bana çünkü. kaçmak 🙂 şu an hepsini önerebilirmişim gibi geliyor, ama korkuyorum da sonra gelip kızarsın diye 🙂 Jo Nesbo’ları önereyim en iyisi . Onların bir okuma sırası da var. Harry Hole karakteri etrafında dizili. Evden uzaktayım. bakar yazarım sana sonra .

    • 🙂 tamamdır. Kızmak yok, anlaştık. 🙂 sıra şu :Kızıl Gerdan, Nemesis, Şeytan Yıldızı. İyi okumalar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: