Aradan Geçen Zamana Bir Baktım da

“ahhh! “dedim. yok, demedim. “Yuh” daha çok. amma da yazmamışım. yazayım da neresinden tutayım da yazayım. aradaki boşluğu nasıl hızlıca anlatayım. ya da millet de aman ne olur yaz arada neler oldu demediğine göre yazmayayım da direk dün yazmışım en son gibi devam mı edeyim. ama ne bileyim böyle pat diye de falan.  hatta demin bir ara şunları yazarken bile, “amaaannnn ne yazacaksın be , bitmiş işte bitsin” bile. yani o kadar zorlama gibi. ama bir o kadar da zorlamama gibi. istiyorum sanki de  eriniyorum gibi.  gaza  getirilmeye ihitiyacım da var gibi.

giphy.gif

hani şöyle eski dostlardan samimi bir alkış kopsa keşke tam ben tıkladığımda yaz butonuna. nasıl etsem ki ben bilemedim derken, dur dedim çok kişisel bir alfabe yazmıştım bir ara ona benzer bir şey yazayım . her harfe denk gelecek bir şeyler anlatayım bu arada neler oldu sorusuna cevaben olsun da bitsin.

e haydin madem.

A: AZICIK

Azıcık daha yaşlandım tabii buralarda değilken. Azıcık daha sabahları kalkarken ay kemiciklerim deme durumuna evrildim. Azıcık daha tembel oldum sanki. ya da işte bu azıcık yaşlanmaya bağlı da olabilir, yorgunluk  daha sık kullandığım bir kelime oldu.

B: BABA

Babasız kızlar bandosunun bir ferdi olarak yaşamaya alıştım diyemeyeceğim. Çok özlüyorum, her gün daha çok, her gün her gün her gün. Ama nasıl derler isyandan kabullenmeye ve o aklıma geliverdiğinde içimin acımasından içimin ısınmasına falan geçtim duygu olarak.

BonusB: BİNOCHE

ay ay ayyy teyzeleri amcaları benim diye demiyorum nasıl naleeet, nasıl kibirliii, nasıl premseeeees anlatamam. çık siviyirim ^.^kedi gibi kedi benim kızım.

C: (Bulamadım. Geçen gün camları sildim yalancı bahar azıcık kendini gösterip de camın kiri ortaya çıkınca .) CAM diyeyim. geçelim.

Ç: ÇOK

Çok yılgın, çok umutsuz, çok, kızgın, çok üzgün, çok hepiniz ne hissediyorsanız öyle hissediyorum ülkeye bakıp bakıp. olumsuz duygularda çok sınırının altına indiğim gün  kendimi yokluyorum öldüm mü acaba diye.

D: DEVAM

işte neysem o olmaya, okumaya, izlemeye, uyumaya, sevmeye, kah zıp zıp zıplamadan duramayan bir minik ceylan modundan kah lök gibi oturup kalmaya her şeye, ben olmaya, kendim gibi olmaya devam.

E: EVCİMEN

Evcimen bir kedi olma halimi didiklemeyi bıraktım. hadi çık işte, hadi konuş işte, hadi görüş işte itelemelerimden vazgeçtim kendimi. Yaklaşık olarak üç yıl önce başlayan bu halle barıştım. belki de hep böyleydim de, başkaları gibi olmaya çalıştığım bir dönem vardı. bilmiyorum. ama sanki bu evcimen kedi hali daha bir benim. asgari ihtiyaçlarımı karşıladığınızda evinizde hiç çıkmadan poruldayan bir elektranız olsun istemez miydiniz siz de abilerim ablalarım. purrr.

111

-ama E harfinin en önemlisini de bonus olarak yazmam lazım:

E: EMEKLİ

Evet çalışıyor olabilirim, ama artık ben resmen emekliyim . Tey tey teyyyyy….

F: FAKAT

Fakat sayın okuyucu bu iş ara verince ne zor oluyormuş he. Yazacak bir şey bulamıyorum.

G: GÖZLÜK

Eski mevzuularımı bilenler kaç kez göz doktorunun kapısından “hayır sapasağlam gözleriniz, gözlüğe gerek yok ” cümlesini duyup yıkılıp çıktığımı ve 5 sene oldu galiba nihayet ” e minicik numaralı bir gözlüğünüz olsun bari ” cümlesini duyduğum bir doktor çıkartması sonrası halaya durduğumu falan bilir. Efenim, olay şimdi de “Allaaam kör olcam galibaya” dönüştü bende çünkü yakınlarım 3,5 sınırına ulaştı . Gözlüksüz yemek bile yapmak zor olmaya başladı. Yakın gözlüğü olduğu için hep takamıyorum, iple boynuma asmayı da sevmiyorum, kafamda her daim bir gözlükle yaşamaya başladım ben de. soğanları at tencereye aç altını arada tak gözlüğü hmm, olmamış daha de, yine tak kafana, sonra yine tak soğana bak falan gibi bir hayatım var artık yakını göremeyen gözlerimle. hatta gözlerimin ne kadar ilerlediği konusu her açıldığında hemen kına servisine başlayan hakan’dan çekinmesem- çok kızardı gözlük isteğime, manyak mısın ne güzel işte sapasağlam gözlerin gibisinden sözleri hep kulağımda 😛 – neyse işte onun diline düşmekten çekinmesem çizdirsem mi falan diye düşünebilirim 🙂

Ğ: 😛

H: HAKAN

e doğal olarak 🙂 İyi bir yoldaşımızdır kendisi. ❤

I: IIIIIIII:)

İ: İŞ

Devam. çocuk okutuyoruz anam babam. mecbur çalışıyoruz hâlâ. birikim denen şey pek birikmediği için  devam işe güce. Ama iki yıldır sabah 10’da gittiğim, akşam 17:00’de çıktığım, Pazar Pazartesi tatil yaptığım metro güzergahında olduğundan 25 dakikada gidip geldiğim, ders anlatmadığım, hafiften yönetici pozisyonunda olduğum bir işim var.Rahatım fena değil anlayacağınız.

J: JANJAN

Çoğu kimsenin faza kişisel bir şeyler yazamayacağı şu güzide harfin kontenjanı tabii ki Sıpama ayrılmış durumda. Ay aramızda kalsın, şimdilik kısaca yazayım sonra uzuuun uzuuuun çekiştiririz, büyüklerimizin de  dediği gibi” ahhh ahhh büyüyünce derdi de büyüyor anacııım” . söylemesi ayıp buralarda boncuklar yere düştüğünde nasıl pıtır pıtır eğlenceli sesler çıkarırsa öyle güler boncuk gözlü diye anlattığım mini minnacık sıpam 20 yaşına geldi bu arada 😛 ama hâlâ boncuk gözlü güzel sıpam işte teyzeleri amcaları. Neyse, pek tatlı benim sevgili  sıpam tabii ki  de. – okur mokur neme lâzım 😀

K: KİTAP

Sabah saat 7’de kalkıp 8:30’a kadar okuma düzenini oturttum bir süredir. Eskiden Beşiktaş’ta Bakırköy’de falan çalıştığım zamanlar 1-1:30 saat süren işe gidip gelme zamanlarımda okurdum. İş yakın olunca bir müddet uzak kaldım kitaplardan. sonra işte böyle bir düzen oturttum. -disiplinli bir yanım olduğunu biliyor muydunuz peki? – Bir de yaklaşık 3 yıldır epey kitap okumama rağmen kayda değer bir sayıda kitap almışlığım yok. Yaşasın e- kitaplar.

L: Lingo lingo şişeleeeer demek istiyorum. kaldım iyi mi? Sonra aklıma bir şey gelirse güncellerim.

M: MAALESEF

hâlâ pastoral hayallerim gerçek olamadı henüz. Köye yerleşemedik daha. Ama yazları daha uzun süreli kalışlar yapıyorum. bu yaz 1,5 ay köydeydim. yetmez tabii, ama işte nefsimi körelteceğim böyle böyle tam anlamıyla yerleşene kadar.

N: NALET

gün içinde en çok kullandığım kelime. nalet domateslerden tutun da nalet düzene kadar her şey mi nalet olur bir memlekette. olur. oldu. ben de nalet bir insan oldum bence ama bu kadar naletlik içinde ya napacağıdım.

O: OTUR BİRAZ DAHA ALLASEN

o eskinin kalk kız çabuk soğan doğra elektrasının yerini ay bi çay daha içelim, otur allaasen elektrası aldı. valla. inanmayacaksınız ama kendimde en şaşarak izlediğim gelişme bu. ha tam bir saldım yavrum çayıra durumunda değilim, bilumum dağınıklık hala sinirimi bozabiliyor . ama reaksiyon biçimim değişti. ha sonra yine o soğanı doğruyorum ayrı mesele 😀

Ö: ÖPÜJEEEM

ay özlemişim, öpiyim mi bi. Yok yok. bu maddede yeni terapi alanımdan bahsedebilirim.

ÖRGÜ:

Babam öldüğünde n’apsamda düşünmeden dursam gibi bir arayışla elime aldığım yumak ve tığ işinde abartıp bileğimi sakatlamaya vardırana kadar örgü ördüğümü yazabilirim Ö harfine. hep diyorum. bende bağımlılık geni var bence. teorimi hatırlayan var mı bilmem, başka sosyo ekonomik coğrafi ve dahi jeopolitik konumlarda tinerci falan olurmuşum bence. örgüye de bağlandım işte böyle. bir ara örgü arası yaşamaya falan başlamıştım. bileği sakatlayınca doktorun karşısında ağalayayazdım “bırakalım o tığı elimizden elektraaanım” dediğinde. ” azıcık da mı olmaz” gibi pazarlıklar falan yaptım da adam şaşakaldı. neyse. bilek hâlâ tam randımanlı değil ama ben yüzvermiyorum. gizli gizli örgü örüyorum. gizli, çünkü sıpa ve hakan cidden kızıyor ya 😦

P: PUAN

ders anlatan öğretmenden yol gösteren öğretmen olmaya evrildiğim için gençlerin hayatı puan olarak görmesinin müsebbibi bir rolüm var artık eğitimde. vicdan sızım bir bu bu aralar. inanmadığım bir sistemi ciddiye aldırmaya çalışmak da bunun cezası işte sanırım. sürekli olarak netler puanlar üzerinden gençlerin gençliklerini zehir ediyorum. tek tesellim onlara hazırladığım programlar, ayarladığım özel etütler, koyduğum ek dersler sayesinde netleri artıp puanları yükseldikçe  onların mutlu olması. işte, yazık ama napayım. 😦

R: RİCA

Rica ediyorum kusura bakmayın ama sıkılmaya başladım. bu harfi de pas geçeyim.

S: SALİHA

annecim. canım annecim.

Ş: ŞAKA

bu ülkede olup bitenler karşısında olayları analiz etme yeteneğimiz, yeteneğimiz demeyelim tabii, evellalah var o da isteğimiz, halimiz, motivasyonumuz falan işte  köreldi köreldi köreldi ve  sadece şu iki cümleyle ifade eder olduk her şeyi: “ŞAKA GİBİ” tumturaklı analizler yapacak vaktimiz olmuyor bir ordan bir burdan olup bitenler bize sağlı sollu yumruklar atarken de ondan sanırım. bakıyoruz, “hmm, şaka gibi. Sıradaki…”

T: TELEVİZYON

4 yılımızı devirdik televizyonsuz ev yaşamında. arada bir şeyler olduğunda belki bir umut açıyoruz haber kanallarını falan, işte hâlâ içimizde bir iyimser kuş varsa demek ki, yarım saat falan sonra biri artık öbürlerine bile sormadan gidip çat kapatıyor. kimse de aaa, dur demiyor. televizyonu fiziksel olarak da oturduğumuz mekandan henüz kaldırıp atamadık. onun bizi terk etmesini bekliyoruz sanırım. bir tür ev eşyası, biblo falan gibi duruyor ama, tüplü tabir edilen eski bir şey olduğundan yakında gider diye bekliyoruz.

U: UMUT

Ne garip, onca hoff pofff ahhh vahhh’ıma rağmen içimde yine de garip uyuz beni bile sinir eden bir umut var. Nasıl olur bilmiyorum ama, iyi olacak diyorum içimden mantra gibi arada sırada. iyi olacak, o kadar da değil. iyi olacak.

Ü:ÜTÜ

en sevdiğim ev işleri arasında en birinci sırada yine 🙂

V: VALLA

Sosyal medya sıktı, facebook mehhhhh. twittır eh işte, instagram dursun bir kenarda işte gözle ilgili edimleri sevdiğimden bakarım. daha bir sürü yenileri var benim öğrencilerden falan gördüğüm öğrendiğim ama yok, onlar da kusur kalsın. çok etkileşiyoruz, çoook. birbirimizi merak edecek,merak edip gidip kapısını çalıp halini hatrını soracak bir gereklilik ortadan kalktı iyice. herkes herkesin elinin içinde. kaydır sayfayı pıt. bitti. her şeyi öğrendin işte.

Y: YUH

ben bir izleme oburu oldum. film, dizi ne varsa hunharca izliyorum. Takip etmediğim dizi, izlemediğim film kalmadı. Yuh bu halim için aklıma gelen kelime oldu bu harfte. hatta kendime bir excel tablo oluşturdum artık diziler konusunda. unutuyorum hangi dizide neredeyim hangi sezonu bitirdim falan. böyle excel tablo ile iyi oldu. ha marifet mi bu dizi film kolik haller. bazen evet bazen hayır. Evet, çünkü bazen gerçekten iyi bir film ya da diziye denk geldiğimde heyecanla bir şeye kendimi kaptırmak duygusunu yaşayabiliyorum. Müzik konusunda ise başıma gelen en iyi şey Spotify. telefonumda bilgisyarımda, laptopta her yerde müzikle dolu günler geceler geçiriyorum. Şu sıra en sevdiğim teknolojik zımbırtı bu.

Z: OHHH.

Kaç kere ulan kapat çık işte gerek yok bloga kalp masajı yapmaya dedim dedim devam ettim. Z’ye ulaştığımda e o zaman yayınla bari diyeceğimi bildiğimden.

O zaman ne yapıyoruz? e haydin görüşürüz madem. Elektra hepinize iyi günler diler.

 

Reklamlar

Aradan Geçen Zamana Bir Baktım da” üzerine 6 düşünce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: