Yağmur ara ara yağıyor…

şimdi açtığım camdan duyduğum sese göre şu anda da…

griye tutkunum, evet. kasvetli havalar ruhuma kasımpatları, nergisler, çiğdemler açtırır.

çok insan için “saçmalama elektra” dır bu durum, anlatmaya bile kalkışmam artık şu yaşımda.

benim doğrum bana, senin doğrun yine bana.

saygı duyar susarım işte.

bu gece yağan yağmur ama, sanki kurduğum bentlerimi, yaptığım barajlarımı yıkıp geçiyor gibi.

“kasvetli” der ya ben gibi kutup ayısından gayrısı, galiba ne dediklerini anlıyorum bu gece.

bir kaç önceki yazıda demiştim ki, hayvanlar gibi içgüdüsel olarak bana nelerin iyi geldiğini arıyor gibiyim.

-hoş , o yazıda bahsettiğim şey fiziksel ağrılar ve acılar, hatırlıyorum tabii ki blog. ukalalık yapma.-

arıyorum hala.

bu kez fiziksel olanı geçirsin diye değil.

 

daha zor.

daha zor.

örüyorum, dikiyorum, kesiyorum, boyuyorum, okuyorum, izliyorum.

yolum yol değil anlayacağın, çok isteyerek 40 yılda kavuştuğum gözlüklerimin numarası aldı başını gitti, kör olacağım diye ağlıyorum bile bazen.

duygu sömürüsü sevmem.

duygular beni sömürsün istemem.

mantığı severim.kendi mantığıma ise aşığım.

mantıklı yanlarım kopuyor, akıp gidiyor bu gecenin kasvetinde..

bentlerim yıkılıyor, barajlarım un ufak.

uyuyamayacağım bu gece, bir şeyler okur izlerim, sorun değil, stok sağlam. olmadı yıldızlar yaparım renkli kağıtlardan- gitsin istediğim, ama gittiğinde mazi olmasından korktuğum 2014’ü uğurlamak için kalkıştığım yılbaşı süsü çılgınlığım için. –

sonra onca derdimin arasında dert ettiğim ilk ben keşfettim herkes de seviyor şimdi kıskançlığı ile sevmediğimi söylediğim Evgeny geliyormuş konsere ve ben gidemem ki diye ağlar otururum aşağı.

ama ağlarım tabii ya, Evgeny vals çalacak, ve ben izleyemeyeceğim.

Reklamlar

Yağmur ara ara yağıyor…” üzerine 8 düşünce

  1. Bak sana söyleyeyim, cahil ben Evgeny biraderi sayende şimdi öğrendim. Baktım da 6 ayda bir konsere geliyor bu arkadaş, gideriz helbet bi tanesine.
    Gelelim, günün özlü sözüne ya da ukalalığına; soğuk ve yağmurlu havalar gibi, acılar da bizim için. Geçecek, yavaş yavaş, geçiyor…

    • :)) aaa, evgeny ve valsini duymadın mı? :))) bakma işte konsere gidemedim diye ağladığıma, dün akşam işten eve gelirken afişi gördüm beşiktaşta, ağlayacak yer arıyordum ona ağladım. zira valsi koy kenara pek de bir şey yok gibi 😀 Ne bileyim işte canım benim, bu kez karanlık havalar alıp beni bir karanlık gecenin anısına, soğuk bir sedyeye götürüyor her defasında. İçim katılıp kalıyor, uykum kaçıyor … normal, geçecek biliyorum da. İşte…seni ukala yanlarından severim . Öpücükler. 🙂

    • Serpilcim gitmek değil, gitmem ben bilirsin, döner döner yine gelirim buraya. Kıyamam blogumdaki sessizliğe. Ara vereyim diye de ara vermedim, yazamadım bir şeyler. Neyse, ne mi okuyorum, Pessoa’nın huzursuzluğun kitabı var kindle’ımda. evet evet, artık kindle’dan okuyprum, ben bile şaşıyorum kendime onca ıııh yaa, okunmaz öyle dicıtıl dıcıtıl dememe rağmen alıştım ve hatta çok sevdim. Kindle’da bir sürü kitabım var. O an neyi çekiyorsa canım okuyorum. John Fante bitirdim yeni, Toza Sor kitabı. Değişikti, kindle olmasa mesela alıp da okuyacağım listesinde yoktu. adını duymuşluğum ve okusam dediğim vardı ama, kitapçılara girince insan yeniden gözünü alamıyor ya. öyle. kindle’da bulunca okudum gitti. Bir de best seller diye uzak durduğum Limonlu Pastanın hüznü mü neydi onu okudum şaşırıp beğenerek :)) böyle. öperim.

      • Aa, Limonlu Pastanın Hüznü’nü mü okudun ve de sevdin mi?
        Ben de okudum, ben de. Ben de sevdim ben de. Ama kindle’sız tarafından. 😉

  2. Valla ben de okudum ve ben de sevdim, bazı çok satarlara prim vermek lazım galiba 🙂
    Sana gelince Elektram, bir ukalalık da ben edeyim gelmişken; bitmeyecek, tükenmeyecek ama küllenecek, böyle yaşamaya alışacaksın. Vitrinde gördüğüm kazağı anneme almak için içeri girdiğim oluyor 9 yıl sonra bile ama sonra bir şeye dalıp dağılıyorsun. Zamana bırak…

    • Ah örtmenim, ben de arada yanağımı avucumun içi ile pat patlayıp kendimi seviyorum. Babam hep böyle yapardı ve sanırım ömrüm oldukça ve onu özledikçe bunu hep yapacağım. Geçmeyeceğini, evrileceğini, derin bir boşluk olacağını yavaş yavaş anlıyorum. Bu boşlukla yaşayacağımı kabullenme sancısı diyelim.
      Çok satanlara toptan karşı değilim ben aslında bu arada, ama çoğunlukla da pek özensiz, işte nabalım, deneye deney arada keyifli bir şeylere de isabet edeceğiz. Limonlu Pastanın Hüznü’ndeki dili bir çok satara göre epey oturaklı buldum açıkçası. Bİr tek, aşağıda ekmekçi kızcığıma dediğim gibi sonu pek olmadı gibi geldi o kadar.
      Sevgiler örtmenim, teşekkür ederim.

  3. Ekmekçim canım, evet. Sevdim. 🙂 Çok güzel bir konu bulmuş yazar. Güzel de götürmüş, hmmm, ama şey, sonunu sıkılıp da ya da toparlayamayıp da bağlayıvermiş gibi. tek kusuru o. Yoksa mis gibi kitaptı :))) Kindle pratik bir şey ya, valla. Hem tıka basa dolu çantamı da epey hafifletti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: