Bazen

o kadar geç fark ettiğimi düşünüyorum ki kendimi.
gerçekte ne yapmak istediğime dair kendimi o kadar geç dinlemişim ki.
çok kızıyor insan tabii böylesi farkındalıklara ulaştığında kendine.
insan her şeyi halleder de kendinin ne olduğunu ve ne yapmak istediği meselesini, en önemli meseleyi halletmez mi?
daha önceleri de anlatmışlığım vardır. ailemin üç kızı içinde en yeteneksizi benim. diğer iki karındaşımın yanında en yetenekli olduğum şey uslu ve uyumlu bir kız çocuğu olmam olmuş. 🙂 -diğer ikisi uyumsuzdur anlamı çıkarmayın hemen canım 😉 –
neyse, işte ikisinin de çok kendilerine has yetenekleri var. biri malumunuz sıkı yazar. diğeri de -eski blogumdaki çizimlerini hatırlayanlar vardır belki ya da burada da paylaştığım bazı yazılarda bahsetmişliğim oldu- el işi yeteneklerinde şahane ben düz çizgi çizemem. bir tür disleksim var benim. attığım düğüm tutmaz, el yazım berbat, düz çizgi dediğim gibi, makası ver ve kağıt ya da kumaş nasıl katledilir iki dakikada göstereyim sana 😛
yok yani ben de onlarda olan türden bir yetenek.
yeteneğin olmayınca ilgin de pek olmuyor zaten. yetenek motivasyon yaratıyor, içten içe dürtüyor. olmayınca da vay efendim neden yapamıyorum diye üzülmüyor da insan.
ama işte şu internet hayatıma girdiğinden beri iç geçire geçire keşke ben de yapabilsem dediğim tek sanat fotoğraf. yine çok sevdiğim sinemayı da sanırım fotoğrafı sevdiğim için seviyorum.
şu, yana koyduğum bu da benim bu da benim şımarıklığı ile sergilediğim internet heveslerimin içerisinde elektra’dan  sonra en sevdiğim sayfam tumblr blogum.   

hoş bu ara oraya da pek uğrayamıyorum yoğunluktan. ama canım sıkıldığında fotoğraf bakmak beni sakinleştiriyor, andan koparıp çıkarıyor alıyor götürüyor falan filan.

fotoğraf işi de karışık tabii. iki uçta geziniyor zevkim. bir tarafta siyah beyaz analog fotoğraflar var. şahane işler bunlar. analog makinaların keyfi başkaydı gerçekten. 36’lık makaradan 38 film çıkarmanın keyfini değme digital fotoğraf makinesi veremez bence 🙂 bir kere 39 çıkmıştı da babam çocuk gibi sevinmişti. çok da komikti bu analog makinaların son pozu  ile fotoğraf çektirme olayı. 36’yı gösterdikten sonra sayaç her hazırlık bir kumar heyecanıydı. hazırlanırsın, pozunu alırsın, bir sessizlik, “çekiyoruuum” der çekecek olan ve çat!  şanslısın 37 çıktı. ya da çat! hay allah, bitmiş hakikaten 🙂

neyse işte analog makinalardan çıkan siyah beyaz kareleri biriktirmek için başlamıştı tumblr maceram, başka digital işler de girdi tabii araya, ama geneline siyah beyaz fotoğrafların hakim olduğu o blogumu çok seviyorum.

bu alanda fotoğraflarına bakıp bakıp iç geçirdiğim bir sürü isim öğrendim. siz de bilirsiniz işte Lange, Bresson, evet tabii ki Ara Güler. ama en sevdiğim Willy Ronis. 1900’lü yıllarda . Özellikle Paris ve Provence’daki hayatın ta içini yakaladığı siyah beyaz kareleri bilgisayarımda özel dosyasında açıp açıp bakmalık olarak duruyor. kesin görmüşsünüzdür bir yerlerde onun karelerini. mesela;

Le-Chat-de-la-concierge-the-Doorkeepers-cat-Willy-Ronis-1947

willy-ronis-21

willy-ronis-la-petite-parisienwilly-ronis-rainles-chats-by-willy-ronis

şu son fotoğraf hele… bilgisayarımın arka planı aynı zamanda. ne var bilmiyorum, ama çok seviyorum.

demiştim ya fotoğraf zevkim karışık ve uçlarda geziyor diye, analogda siyah beyaz ve hayatın içinden kareleri seven ben, digitalde rengarenk dekorasyon ve yemek fotoğraflarına tapıyorum adeta. kendimden geçiyorum ıssuu’daki digital yemek ve dekorasyon-hobi fotoğraflarına bakarken. mesela bak bu linkin altı digital yemek dergileri ile dolu. bununki de digital dekorasyon – hobi dergileri

Bir de kuzey ülkelerinde yaşayan bloggercılar var. Issuu’da o gün keyifli bir şey bulamazsam bakınmak için bu bloglarda savruluyorum oradan oraya. arkadaş hepsi ne zevkli ve yetenekli hatunlar, insan hasetinden çatlıyor valla. fotoğraflar da şahane. misal;

JL-SPEIL2

JL-1matriale-3ideer-KKliving-4

BYFRYD-X-MAS4

D.TRELOAR-2

HERRIOTGRACE2

HERRIOTGRACE3

ne yemekleri yapmakla ne de o şahane fotoğrafların objesi olarak kullanılan el işi şeyleri yapmakla ilgili bir hevesim var. -yalan, çok hevesim var da yapamıyorum 😦 – dedim ya, yeteneksizlik şahane bir şey. bakıcıyım ben abla yapıcı değil. geçen bir örgü minik kalp yapayım dedim bildiğin küre yaptım. bir daha yap deseler o kalp küre de olmaz zaten piramit falan olabilir. o kadar yeteneksizim. 😛

ama peçeteleri kavanozlara yapıştırıp yazın balkona asmak için fenerler yaptım bak. içime sindi o. fotoğrafları bilgisayara aktarınca size de gösteririm. çok sevimli oldular. çok vıdılamadan yapıştırdım oldu da bitti. ince detaylara takılmazsam yapabiliyorum. ama öyle peçeteyi incelt, efendim alt katına şunu sür bekle- ki beklemek faslı da en az yeteneksizliğim kadar engel yaratıyor böyle işlerde. ben bekleyemem. bu konuda anlaşalım önce 😀 – yani zor. yapıştır gitsin, ona varım.

yukarıdaki fotoğraflar  buradan 

bu tarz fotoğraflar için de dediğim gibi bloglar, ıssuu’daki dergiler, pinterest tam bir vaha.

“e ne anlatıyorsun elektra sen” mi dediniz? diyorum ki, fotoğraf çekmeyi çok isterdim. çekebilmeyi. sanırım yapardım da, ama geç kalınmış, öğrenmeye hevesimin pek de kalmadığı bir zamanda yapılmış bir özkeşif bu.

öyle yani. yazayım dedim.

elektra hepinize kendinizi geç kalmadan keşfedeceğiniz bir hayat diler.

 

Reklamlar

Bazen” üzerine 2 düşünce

  1. çak dostum. Tanrı diğer kardeşlere çok yetenek vermiş, biz böyle kalmışız, ne yapalım yani? en azından güzelden anlıyoruz değil mi? bu da birşey 🙂

    • Şulem ya, n’olcaz biz böyle? ama niye yani, niye? güzelden anlamak da meziyet sayılıyorsa avunabirim bak, sayılır di mi? 😀 Çoooook öperim. Cumartesi günü de öperim 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: