Bir ara

güzel bir alışkanlık edinmiştim.
uykuya giderken beni mutlu eden anları düşünüp o anın duygusuna ulaşmaya çalışmak.
bir tür terapi gibi oluyor. tavsiye ederim.
size şu kadarını söyleyeyim, yaşarken de mutlu olduğunuz o anları -yaşanıp bittiği için olsa gerek ve geçmişte kalmalarının getirdiği değerlenmişlikle de olsa gerek- hatırladıkça mutluluktan içiniz patlayacak gibi oluyorsunuz.
üzerinde çalışa çalışa detayların netleşmesi ile etki bir kaç katına çıkıyor.

“bunu niye yapmaya başladın, manyak mısın elektra?” diye soracak olursanız anneannemin bellek kaybının beni dehşete düşürmesi ile başladı bu iş diyebilirim. daha önce şurada anlatmıştım. insanın unutması çok üzüyor beni. yaşadığın onca şeyi kaybetmen. ne bileyim işte, bu ve benzeri nedenlerim vardı elbet bunu yapmaya karar verdiğimde.
neyse, benim için değerli olan anıların üzerinden geçiyordum gayet bilinçli bir biçimde.
10-15 tane anı bulup çıkarmıştım kendime . – bu kadar az olması da üzücü mü şimdi yazarken bilemedim. ama işte diğer bir sürü küçük mutluluk anlarından daha büyük mutluluk anları demek ki bunlar-

uzun uzun yazmayayım, mahremler de var 😛
ama bunlardan biri her hatırladığımda içimi sıcacık yapanlardan.

sıpa 2,5- 3 yaşında.
tombul.
pıtı pıtı dolanıyor etrafta.
cıvıl cıvıl konuşuyor.
saçlar kıvır kıvır, uykudan uyanınca hele kıpkıvır terden, uyku mayasından.
ağızda emzik, koltuğunun altında her daim biberonu. -bizimki 5 yaşına kadar biberon kokladı. evet, süt içmedi, dibine koyduğumuz azıcık sütü kokladı keşler gibi 😛 –
bir pijaması var, hastayım ona o pijamayı giydiğinde. mavi beyaz, yumuşacık penyeden.
hakan gece polis muhabiri.
biz gece ana oğul yalnızız.
sabah hakan geliyor, benimle bir kahve içip sıpayla bir kaç saat geçirip uyuyor. ben sıpayı bakıcısına bırakıp işe gidiyorum. akşam yemeğinde beraberiz. sonra yine ana oğul muhteşem ikili olarak yaşamımızı sürdürüyoruz.
sabahları hakan geldiğinde bizimki daha yeni uyanmış oluyor. enerji tavan tabii. hakansa koca gecenin ve İstanbul’un cinnetinin etkisiyle bitik.
bir formül buluyor hakan hem sıpayla vakit geçirmek hem de bitik vücudunu dinlendirebilmek için şahane bir formül.koleksiyonunu yaptığı çizgi romanlara dadandırıyor bizim sıpayı.bingo! bizimki çizgi romanlara bayılıyor.
en çok da conan.
hakan onu daha uyku mahmuru haliyle yatağımıza alıyor. baba oğul yatarak hakan’ın teatral bir sesle okuduğu conan serisinden yeni bir macera ile en az bir buçuk saat geçiriyorlar.
bu radyo tiyatrosu kıvamındaki okumaların sonu hep aynı şekilde bitiyor ama.
plastik kılıçlarını çekiyorlar baba oğul, yatağın üzerinde conan olup sevgililerini kaçıran düşmanlara dalıyorlar.
alllllaaaah, bizim sıpa ceylan gibi sekiyor yatağın tepesinde. hep de aynı tekerleme: ” konannn kılıcını çekiyoyyy, önüne gelene şak, yanına gelene şukkkk” babayı kılıçtan geçiriyor kıkırdaya kıkırdaya. en son bitap düşüp yatağa düşüyorlar, bir keyifli kucaklaşma ve ardından baba uykuya, sıpa bakıcısına.
ben çoğu zaman telaşlı koşturmalarla izleyebiliyorum onları. bakıcının gelme saatine kadar geçen süre çünkü o süre.
kah ortalık toplarken kah giyinip makyaj yaparken aynadan izliyorum, kah elime bir çay alıp yatağın ayak ucuna oturup tiyatroyu dinliyorum.
çok mutlular ve ben de onları izlerken çok çok çok mutluyum.
işte bunca detaylı anlatabiliyorsam bunu size, yazının başında bahsettiğim uykudan önce hatırlama seanslarım sayesinde. bu işe başladığımda, zihnimi serbest bırakıp hatırlamayı çağırdığımda gelen görüntülerden biri de bu olmuştu .ve unutup gittiğimi sandığım gündelik yaşam içindeki çok da aman aman hatırlanacakmış gibi gelmeyen bu oyuna ilişkin anıların benim için çok değerli olduğunu keşfetmiştim. ve ondan sonra da bilinçli olarak ben üzerinde çalıştım bu anının. zorlayıp çıkarttım renkleri, kokuları, sesleri.

ha bunu niye anlattım?
dün hakan’ın yaşgünüydü ya hani.
hep olduğu üzere sıpa ve kendim adına hediyeleri hazır etmiştim ben.
hep böyle oldu bugüne dek.
ne bileyim, ayıp da ettim belki sıpaya hiç danışmadan onun adına hediye alıp bugüne kadar.
neyse, dün minik yaş günü partimizin başında sıpa babasına aldığı beş ciltlik bir Conan serisi ile bana hediye golü attı. Hakan için de çok anlamlıydı belki ama, benim içim doldu taştı.
ha elbette hayır, ellerine plastik kılıçları alıp yatağın tepesine çıkmadılar, ama ikisi de çok mutluydu.
hayat diyorum işte sevgili blog, senin mutluluklarınla mutlu olmasını istediklerinin mutluluklarının çakıştığı yerde pek mi güzel oluyor ne?
elektra, hepinize mutlu anılar diler. elektra, elektra…
20140308-175653.jpg

Reklamlar

Bir ara” üzerine 2 düşünce

  1. e benim de okurken gözlerim doldu. afferin janjana. ne hoş ve zarif bir jest yapmış babasına…
    ben uykudan önce hayal kurarım genelde, ama senin önerin de çok hoşuma gitti. deneyeceğim 🙂

    • Valla janjan gayet şık bir gol attı annesinin hediyesine 😀 Şaka bir yana, inceliği öğretmişiz galiba diye de sevindim Şulecim 🙂
      Hayal kurmak gibi bir işlevi var bu önerimin de, uykuya güzel duygularla gitmek iyi bir şey, hayal de aynı işe yaramıyor mu zaten. Dene mutlaka. İyi pazarlar tatlım 😀

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: