YANGIN KOVALARI

vardı okullarda hatırlıyor musunuz?
okulların talaş, tebeşir ve terli çocuk nefesi koktuğu yıllardan bahsediyorum tabii.
her yaz okulu terketmeden hepimizin eline zımpara kağıtlarının verildiği ve sıraları zımparalama festivallerinin yapıldığı yıllar.
bazı arkadaşlarımız çok aşık olduklarından aşklarını daha derin kazıyorlardı sıraların üzerine o aşkları zımparalamak daha zor oluyordu.
üstelik söz konusu arkadaşımız biz aşkını kazımaya çalışırken sıradan çoktan başkasına aşık olmuş oluyordu.
olan bizim aşk kazıma yorgunu ellerimize oluyordu.
mola verince tenefüslerde, haşhaşlı çörek ve plastik kapalı cam şişe ayranlarımızı alıp bir köşeye çekildiğimizde çok dedikodusunu yapıyorduk o ismi sıralara kazınan aşık olunası kızların.
zira biz ilkokuldayken aşık olmak kadar aşık olunmak da çok ayıptı.
birilerine azıcık aşık olunca, gidip onun suratına patlatırdık zaten hem kendimize hem ona kızdığımız için. o da bize vururdu ve böylece aşk başlamadan biterdi 😛
neyse işte böyle günlerin ilkokullarında okulun bir köşesine mini bir piramit platforma dizilirdi bu kovalar. üzerlerine çapraz biçimde balta kürek falan da olurdu değil mi? her kovanın üzerinde bir harf olur, tüm kovalar birlikte “yangın” olurdu.
Dün gece rüyamda bu kovalarla uğraştım durdum da sabah sabah bu konuda saçmalamaya geldim aranıza. (İstanbul’dan ve boş dersten katılıyorum. herkese iyi günler dilerim )
kovaları bu basamaklı piramide yerleştiremiyorum bir türlü rüyamda.
bir “naygın ” yazıyorum dizdiğimde bir ” ıngyan ” çıkıyor dizme işim bittiğinde.
birileri de beni gözlüyor başımda, işi yapıp yapmadığıma bakıyor.
telaş ediyorum, utanıyorum.
bir telaş kovayı deviriyorum, kumlar yerde.
rezillik bildiğin.
bir sıkıntı uyandım .
zaten alarmla uyanmama da 10 dakika falan kalan bir saatte olduğu için bu sıkıntı ile uyanma işi, uyumadım bir daha.
dün yine çok üşüdüğüm için zaten, bademciklerim coşmuştu, erken kalkıp sıcak likit alımıyla açayım onları diye de uyumadım aslında.
aslında demek uyumalıymışım, bak uyusam böyle saçmalamazdım yazacağım bir şeyler diye.
uyusaymışım iyi olacakmış, evet.
talaş ne garip kokardı okulların tuvaletlerinde ama ?

Hayırlara gelsin diyerek sabah şarkımızı dinleyip işe güce koyulmak vakti gelmiştir.
elektra herkese elindeki işi çabucak bitirip çalışıyormuş gibi görüneceği saatler diler.

Reklamlar

YANGIN KOVALARI” üzerine 13 düşünce

  1. Örtmenim ne tatlı kadınsın, rüyaların bile ilginç 🙂 Sıra kazıma dedin de birşeyler hatırlattın. “Bana ne” demezsen anlatıvereyim kısacık. Önümde bir kız arkadaş otururdu lisede (zaten oğlan oturamazdı kız lisesiydi çünkü), 5 kız kardeştiler ve birbirlerinin kıyafetlerini giyerlerdi nöbetleşe, şık kazaklar geçirirdi siyah önlük üstüne ve hergün azar işitir idareden yine de inatla giyerdi. Erol Büyükburç’a aşıktı ve sırasının üstüne kazırdı devamlı onun adını, şarkılarını. Sınıfın en dolu sırasıydı, bakar bakar gülerdik. Yıllar yıllar sonra facede izine rastladım, görüşmesek de haberleştik ve sordum “Hala aşık mısın Erol Büyükburç’a” diye. Cevabı şu oldu: “Sence?” :))
    Beli tutulmuş Leylak’dan sevgiler, boğaz ağrım da devam ediyor 🙂

  2. Örtmenim,eskiden çok ve baya eğlenceli, baya korkunç, baya sıkıcı rüyalarım çoktu. Bu sıra az ama derin uyuduğumdandır sanırım rüyalarımla irtibatım kesildi. görüyorumdur tabii mutlaka da, şöyle sabahları kahve içerken “ay bak hayırlara gelsin” deyip de açıp anneme uzun telefon konuşmaları ile anlatacağım rüyalar pek kalmadı. benim bir de mor silikon kek ve muffin kaplarından oluşan nehirlerde boğulma rüyam vardır unutamadığım, bebecikken sıpamın gemi olup düdüğünü öttürüp uzaklaştığı bir rüyam vardır mesela :)) anlayacağın rüya görmeyi özlüyorum , zira eğlenceli :))
    arkadaşını okurken o “sence” sorusu bana sorulmuş gibi hissettim bir an ve “evet” dedim 😛 bence hala aşıktır. :))

    Boğazlar meselesini tibıtırda dediydik birbirimiz de bel ne oldu ki örtmenim? çok geçmiş olsun. Benim boğazlar meselesi de çözülemedi hala :))

  3. Ay benim rüyam da pek komikti, aldığım seyahat çantasından çok şeker bir golden retriever çıktı ama hiç şaşırmadım, gerçi senin yangın kovalı rüyayla boy ölçüşemez, bi de sıpanın gemi olduğu var öyle mi, dur ben bi Nazlı Eray’ı aricem, bunları yeni romanında kullansın 🙂

    • ba ba ba ba 🙂 Seyahat çantam falan. Biz çakılı kalmış kullara ettiğine bak şimdi Serpil ya :)) Üstelik değil golden retriever bir kedim bile yok anlıyor musun? Ayrıca, bir ara deli gibi Nazlı Eray okurdum, sonra ne oldu da aramıza ayrılık girdi acaba? acaba senin bu yorumun b,r mesaj mı en evrenin dibinden gelen? acaba Nazlı Eray mı okumalıyım yine :)) sıpam 6 aylık falandı ben bu rüyayı gördüğümde. hiç unutamıyorum. çizgili bir navy tulumu vardı sıpanın, acaip yakışıyordu, giydirip giydirip poposunu ısırıyordum 😛 rüyamda tam da bu tulumla bindiğimiz bir şehir hatları vapurundan gözümün içine baka baka ve sırıtaraktan kendini azgın dalgaların arasına bırakıp bir gemiye dönüşüp baş kısmında o pis sırıtışıyla yol alıp uzaklaştı benden. ben kendimi denize atacakken bir sürü kadın beni tutup sırtımı sıvazladı ve alış dedi. ben çığlık atıp uyandım falan. Hiç gizemli bir rüya değil aslında bir lohusa psikolojisini bilen herkes çözümleyebilir 😛 ama çok içime oturmuş olmalı ki o suratı hep hatırlarım 😛

  4. şimdiki çocuklara “sıra zımparalamak” desek anlamazlar bile değil mi? oysa biz ne canhıraş zımparalardık. Şimdi olsa veliler şikayet kuyruğu oluşturur, o sırada bizimkiler zımpara kağıdını elimize tutuştururlardı. Ah mirim, biz de mi eskidik ne?

    Rüyalar konusunda ise senle yarışabilirim sanırım. Atatürk’le Savanoradan Dolmabahçe önünde toplaşmış halkı selamladığımız rüyamı mı anlatsam, yoksa biten bir rüyanın ardından “bu rüyanın seslendirmeleri Hasan Papila Holding tarafından yapılmıştır” diye geçen yazıları mı bilemedim 🙂

  5. biz eskimedik sıralar artık tahtadan değil Şulecim 😛 aslında okulların son 10 günü falan sürerdi bu şenlikler ve ohhh, ders mers yok anlamına gelirdi bu . ha şimdinin velileri manyak. bu konuda sana katılıyorum 😀

    o son yazdığın yüzünden çay boğazıma kaçtı yazısını göreceksin yorumumun sonunda . zira konuşamıyorum gülmekten şu anda. o ne be? en çılgın rüya oscar’ını burun farkıyla jüri sana verdi bence. “bu yorum hasan papila holding sponsorluğunda yazıldı ” hahahahah, Niye hasan niye papila? ne zaman holding ayrıca. :)))))))))))))))

    • şimdi şekerim olay şöyle, benim sürekli beşiktaş-kadıköy vapur seferleri yaptığım üniversite yıllarında şimdiki iş bankasının köşedeki binası tadilattaydı ve üzerine kaplanan örtüde “hasan papila holding” reklamı vardı. her gün her gün vapurla kadıköy’e yaklaşırken o yazıyı görmek beynime nasıl işlediyse artık, çok sonraları bir rüyamın seslendirmelerinin sponsorluğunu kendilerine vermişim işte 🙂 var yani böyle bir holding, uydurma değil 🙂

      • Bilinçaltını kurcalayasım var Şulem :)) şöyle bir şey miydi acaba üniversite öğrencisisin, az da olsa ulen ben ne olcam yani okul bitince kaygısı ve her gün gördüğün adının sonunda holding yazan bir papila the hasan tabelası, uuuu, holding beybi. Girsem bir holdinge bitince okul falan. tamamen alt beyinde gerçekleşen diyaloglar ve hayatına hasan’ın varlığını dayanak ediş :PP formasyonumun hakkını verdim an itibarıyle diy mi? spekülasyooon, spekülasyooon. benim işim tatlım :))) yine diyorum, hep diyeceğim. Rüya oscar’ında seni tek geçeceğim artık :)) bir de oğlum rakip olabilir sana. daha önce de yazdığım ne rüyalar var onda da. anasının ve Şule Teyzesinin sıpası işte :)))

  6. Şulecim senin Papila rüya da beni benden aldı, Elektram bu sayfadaki yorumları unutmayalım, bunaldığımız zaman gelip tekrar okuyalım, hâlâ gülüyorum burada ben, haftasonu ilginç rüya gören yazsın lütfen ya da ayrı bir blog açılsın :))

    • Serpilcim, biz bloggerlar biliriz ki yazı bahane, asıl keyif yorumlarda. yazmak da okumak da ayrı keyif yorumları. Misal benim yangın kovası rüyam leylak örtmenimin erol büyükburç hayranı arkadaşını, senin seyahatperver bir dostumuz olduğunu ve Hasan Papila’yı tanımamızı sağladı bakar mısın :))) abuk rüyalar blogu açsak borges tadında metinler çıkar mı? bence çıkar. bunu bir etüd edelim derim ben 😀 ha benim rüya? ay bir yangın yazamadım ya, bırak allasen 😛

  7. Her kim olursanız olun sizleri tanımam ama şu yukarıda ettiğiniz lakırdılar tamamen boş ve sanki bir intikam alırcasına alaylı bir tavır sergiliyorsunuz. Evet O bahsettiğiniz Holding vardı ve sahipleri de kanımca sizlerden onurlu ve de şerefliydiler, çünkü kısa bir süre de olsa o holding’in muhasebe müdülüğünü yaptım. Ticaret yapan insanlar da bilir ki, tıpkı insanlar gibi şirketlerinde başına umulmadık riskler çıkabilir, insanların öldüğü gerçeği gibi holdinglerin de battığı olabilir. Sizlere tavsiyem insanları şirketlerden ayrı ayrı değerlendirmeniz, varsa müşterek mevzularınız onlarla ilgili anılarınınzı paylaşmanızdır. Sizlere nasihatım kafi gelmediyse bana mesaj yazın devamını görüşelim. Faruk BÜLBÜL

  8. Tekrar tekrar okuyorum ve size bu holdingi karaladığımız düşündürtecek herhangi bir yorum bulamıyorum Faruk Bey. Burada alaylı tavır dediğiniz şey, bir arkadaşımızın rüyası üzerine kaleme alınmıış yorumlar. Ortada bir alay konusu varsa, -ki biz o rüyayla da alay etmemişiz, olsa olsa esprili yazışmalar ortaya çıkmış- birbirimizi gerçek hayatta tanıyan insanlar olarak arkadaşımızın anlattığı rüya ile iligili bir alay var. Bahsettiğiniz holdinge, çalışanlarına ya da kurucusuna yönelen bir hakaret yok. Hele ki intikam alırcasına dediğiniz yerde gözlerime inanamadım. Gerçekten yanlış anladığınızı düşünüyorum. İyi günler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: