SEVGİLİ HAFTA YORGUNU DOSTLARIM

20130412-110922.jpg
bitiyor işte .
başladı mı biter demiştim ben size.
haftadan bahsetsem de, bilindiği gibi nisan’ı da ortaladık aslında.
kışın soğuğu güzel de işin yokuşu fena.
mayıs’ı devirdik mi iş bitti say bizim buralarda.
ha, haziran sonunu bulur elbet tamamen işsiz olacağımız günler.
ama haziran dediğin işyerinde, gel, kahve iç, çalışıyormuş gibi yap, akşamüstü kaç biçiminde yaşanır.
e o kadarına da katlanılır 😉
demem o ki, yazın gelmesinin mutlulukla bağdaştırabileceğim tek yanı herhalde budur.
bu nedenle yazseverlerin heyecanını bu kadarcık olsun paylaşabilirim, evet.
daha fazlasını lütfen beklemeyin benden, lütfen.

bugün uzun olacak deyip erkenden vurdum kendimi yollara bu sabah da.
malum sevgili velilerimizle bir toplantımız var bugün.
sandviç tekniği kullanıyorum ben bu toplantılarda.
aslında her öğretmenin kullandığıdır.
öğretmen değilseniz de veli olarak katıldığınız toplantılarda size uygulanmıştır mutlaka 😉

” ah , evet. ne kadar yaratıcı bir çocuk. (sandvicin ana malzemelerinden biri olan yağ sürüldü ekmeğe) geçen yazılıda sorduğum soruların hepsine o kadar farklı yanıtlar yazmış ki. (sandvicin içinde zeytin ezmesi de seversiniz değil mi?) ah biraz da ödevlerine sadık olsa ( hop, acı biberi de yuttunuz ama sandviç genel olarak lezzetli di mi?)
her derste mutlaka ders dışı bir diyalog geliştirebiliyoruz kendisiyle,iletişime çok açık.(kaşar peyniri çok lezzetli bu sandviç için özel olarak seçtim) ama tabii sınıfta dersi derste öğrenen çocuklar olduğundan bu alışkanlığını değiştirmemiz gerekiyor. ( hoppa, çay vereyim mi yanına sandvicin? yutun yutun, güzel tadı) ”
şimdi efendim, yazınca hiç etik durmuyor olay belki, ama bizi buna veliler zorluyor.
yapacak bir şey yok.
çocuklarını gerçekçi bir bakış açısıyla ele alamayan veliler öyle yıpratıyor ki öğretmenleri bu toplantılarda, öğretmenler de bir noktadan sonra kendiliğinden böyle bir teknik geliştiriyor.
önce velinin duymak istediğini söyle, sonra duymak istemediğini tahammül sınırları paketi içerisinde iletmeye çalış.
ha hepsi bu yaptığın ince eleştirileri bari kabulleniyor mu?
yok, onu bile kabul etmeyip kafasında yarattığı prens ve prensesine layık olmadığımızı düşünerek ayrılıyor bu toplantılardan.
ay aman, neyse.
şimdi daha sabah.
keyfimizi bozmayalım.

güzel başladım güne diyecektim aslında blog.
erkenden güne atıldım.
servis beklerken benim seyyar çayhanemde günün ilk çayına eşlikçi simidimi didikledim.
sabah mahmurluğuyla önümden geçen insanları izledim.
servise bindim ve kitap okuya okuya işime geldim.
hava güzel, ben güzel, gün cuma.
daha ne.
haydi bakalım günaydın herkese.

NoT: Bugün sabahtan beri aklımda Leva’nın Polka’sı .
Benim öbür blogda bir yazıda hep beraber ezberlemeye kalkmıştık Sevin’im, Şulem falan :)) Hatta Müzi’cimdi galiba bu dili bilen arkadaşlarından yardım almamı sağlayabileceğini söyleyen.
hey gidi, ne blog günleriydi o günler be.
bu şarkı bizim blog kardeşliğimize gelsin bu güzel Cuma gününden.
hep beraber söylüyoruz: salivilihippput putput putput tta pampri pom put 😛
evet hala ezberleyemedim .

Reklamlar

SEVGİLİ HAFTA YORGUNU DOSTLARIM” üzerine 12 düşünce

    • Hahaha 🙂 tahta ayakkabısı da olan yöresel kostümleri de giyelim. ( yöreyi karıştırmış olabilirim ayakkabı mevzuunda 😛 ) Rus teyzeler vardı ya Eurovision’a katılan, onları sollamazsak ben de Ayşegül değilim 🙂

  1. Hımmm sen bu öğretmen tiyolarını daha sık versen ne güzel olacak:) Genel olarak veli toplantılarında çok da iyi şeyler duymaya alışkın olmayan veli olarak işime yarayacak. Derslerde sorun yok ama devamındaki herşeyde sıralamada ilklerden 😦 hatta bu sabah Ferhunde Öktem’den randevu alma çabasına girdik.

  2. Günaydın Ebrucum :)) Öğretmen tüyoları veririm vermesine de önce öğretmene kendi sezgilerinden fazla güvenme tüyosunu vereyim. bunu bir öğretmen söylüyor , dikkate al derim ben. 😉 Onu sizden sonra en çok gözlemleyen birinin bakış açısı diyelim en fazla. eğer sen sağduyulu bir ebeveynsen, çocuğunu ne dev ne cüce aynasında görmüyorsan yani kastım, öğretmenin dediği de fazladan bir bakış açısı işte. Ama asla en önemli şey değil.profesyonel bir danışma da öyle. fazladan bir bakış açısı, değerlendirebilecek akıllar için yararlı da. ama siz gerek gördünüz diye gidin, öğretmen dedi diye değil. :))) Ferhunde Öktem de işin uzmanı zaten. Güzel bir bakış açısı katacaktır eminim sana. sevgiler, güzel günler şimdiden 🙂

    • Öğretmen gerek yok bile dedi aslında o kadar haraketli ki durduramıyoruz zaptedemiyoruz. Zaman zaman da sorun oluyor. En son sbs deneme sınavında su savaşı başlatarak (öğretmen başlattı dedi bize göre de başlatacak potansiyel var) sınavı sabote etmiş. Öğretmen sürekli yeni uğraşlar buluyor aslında ona görevler veriyor ki hareket isteği tatmin olsun ama bilemedim ki. Bir danışalım istedim. Jimnastiğe de gitti 2yıl çocuk yorulmuyor. Öğretmense potansiyelini yaramazlıkta kullandığı görüşünde. Övmeyi de yermeyi de cidden dozunda yapmaya çabalıyoruz. Tek sorun okulda fazla haraket ve konuşma. Öğretmen ‘Bana tesla’yı soruyo alakasız derste, oğlum merak et tamam ama işine bak, dersle alakalı sor dedikçe hergün başka bi şey buluyor’ diyor. Sorularının ardı arkası kesilmiyor. Geçen hafta yemek yerken babasına dış borç dolala mı baba? onu da siz mi ödeyeceksiniz? diye sordu 😦 Veliler İda’nın adının geçmedği yaramazlık yok diyor insan kötü oluyor 😦

      • Ben sana bir şey diyeyim mi Ebrucum, yaramazlık diye bir şey var bence. Hani şimdi yaramazlığa bir takım isimler uydurup kılıflar buluyorlar ya. yok. çoklukla mizaçtan kaynaklanan ve zamanla kontrol etmeyi yaşadığı olumsuz sonuçlarla kendisinin öğreneceği bir coşkun taşkın ruh hali.
        hatırla, senin benim yaramaz arkadaşlarımız vardı. terbiyesizlerdense yaramazları severdim bile ben. Ders kaynatırlardı P Bunu şunun için anlatıyorum, pıt pıt sırtını da sıvazlayıp hem. Çocuk kendi kitabıyla geliyor dünyaya. İda da cin gibi ve sağlıklı bir yaramaz bence 😀 Ferhunde Hanım size yöntem konusunda çok yardımcı olacaktır eminim :)) İda’ya öpücük annesinin sırtına son bir pıt 😀

    • Hadi ya örtmenim? Biz de gelmeseler diye duaya çıkıyoruz . Bu yeni aile tipi çocuk merkezli artık . Toplantı olmadıgı günler bile hep buralarda veliler. Çocuklarına iyilik yaptıklarını sanıp geleceklerini tasarlıyorlar onlar adına. Nasıl çaresisiz yaptıklarının iyi degil kötü oldugunu anlatmada. Ama her zaman sandviçlerimiz mevcut 😛

  3. bizim senle veli-öğretmen-öğrenci diyaloglarımız hiç bitmez di mi 🙂
    canım elektram ya, şu hayatta “iyi ki” dediğim şeylerden biridir blog açmak, sana ilk yotumu yazmak, sonra senle arkadaş olmak, “blog kardeşi” olmak. bu da böyle bir yorum işte. seni çok seviyorum niyetine 🙂

  4. Günaydın Şulem canım, hiç biter mi veli-öğretmen diyalogları. çok su kaldırır daha bu hamur. ama emekli olunca gıkım çıkmayacak:) he he he :)) ilk yorumlarımız arada okuyorum ben birbirimize sen ekmekçim ben nasıl da öhöm möhöm :))) sonra aslında blog zorunluluğu kalksa da iletişmemiz için, buradan yazılanların da keyfi bir başka. o o da öyle olan yorumunu görüyor bir artırıyorum: “hastanızım ablaaaa ” :))) muck. iyi haftalar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: