EKREM ABi, HOOOP!

20130128-212833.jpg. Tembellikte tavan yaptıgım gunlerdeyim blog. Tatildeyim evet. Bir kaç gün daha okul işim var, evet. Ama ders olduğu gibi degil. Daha ferah furuş günler. Sonra Bursa’ya gideceğim. Ablamı çok özledim. Evet, kardeşimi de. Evet, anne babamı da. Ama bu sefer ablama gidiyorum. Bir kaç yılın aynı evin insanı olma durumumuzdan sanırım , burnumda tütüyor. Minik kardeşim okursa diye ona da kocaman bir Muck. :). Neyse blog. Donemin son sabahı , uzun süredir servis beklemelerimie sabahlarımın sıcak eslikçisi seyyar cayhanemin fotoğrafını çektim. Günümün ilk içten gunaydınını benden esirgemeyen çaycı Ekrem abiye ithaf ediyorum tatil keyiflerimi. Ekrem abi, çayı sıcak tut, 15 gün sonra görüşürüz .

Reklamlar

EKREM ABi, HOOOP!” üzerine 14 düşünce

  1. Canım Serpil 🙂 Nasılsın? Ne zamandır ses çıkmıyordu senden, ama benin meslek hayatımın ilk yarıyıl tatilini esgeçmemen ne ince bir davranış :)) Tem senlik. Çok teşekkür ederim, dinleneceğim, keyfini çıkaracağım. Bunu yapamadığım yılların acısını da . Sevgiler, kocaman kocaman…

  2. Ebrucum, ben bir türlü alışamadım o termos çay ya da şu koca karton bardak kahve olayına. Bu yıl iş değişikliği ile malum, servisle işe gidip gelen bir insan oldum ilk kez. Aslında bunu sevmedim, işyeri çok uzak olmasa kendim gidip gelmek ve okulun için yük bırakır gibi bizi bırakan servisi kullanmamak isterdim. Ama imkansız, çok uzak . Bu keyifsiz durumun tek iyi tarafı, servis beklediğim cadde kenarındaki bu seyyar çaycı Ekrem abi işte. Yanındaki tezgahta da – biz taksim poğaçası tabir ederiz, bol yağlı milföye yakın bir hamurdan yapılan – poğaça tezgahı var. Yağından karbonhidratından ona her zaman bulaşamıyorum ama, çay her sabah sıcacık ve ince bellide ikram. . Ben zaten illa kendime keyif yaratan bir yaşam formuyum anlayacağın :)) Sevgiler, teşekkürler.

  3. aaaaa, acaba kısacık saçları, sevimli bir küçük kızı ve şahane bir duman’ı olan Anıl mısın sen :))) Merabaaaa :))

  4. bu haftasonu kendi kendime seni düşündüm “elektram ilk defa şubat tatili yapacak ne güzel” diye 🙂 e ne güzel hakikaten 🙂 ablaya da bin selam. ikinizi de özledim.

  5. Benim ne iyi arkadaşlarım var ya hu :)) Şulem canım, ilginçmiş bu 15 tatil işi. böyle bir yavaşlık, okula arada uğrasam da ziyarete gider gibi . ohhh, sevdim valla :)) öperim çok :))

  6. İyi tatiller Elektracığım, umarım güzel geçer tatilin.

    Bazen büyük fincanlara kalsak da çay ince bellide içilir, evet. Bir de foto ne güzel, sabahın alacası sanırım, oradaki havanın karanlığı, çok sevdim. Şafak mı denir, tan vakti mi denir, ne denirse artık bilmiyorum, gün ağarmadan hemen önceki o alaca karanlığa hayranım ben. O saatlerde yatıyorum ve yatmadan önce mutlaka seyrediyorum gökyüzünü.
    Güne güzel başlatan içten selamlar önemlidir, hiç bilmese de selamın sahibi, yaşama umudu verir. Çok içten sevgilerimi yolluyorum sana, özletme kendini;)

  7. Justine 🙂 Teşekkür ederim. İyi geçsin umarım tatilim.
    Sabahın o alacakaranlığını ben de çok severim. Tabii her sabah o alacakaranlıkta yollara düşmeyeydim iyiydi ama, en azından o güzelim rengi görebilmiş olmak durumun avuntusu işte :)) Sen yatıyorsun, biz yola düşüyoruz. İş hayatı ne kötü ya. Hiç insana uygun değil aslında. Ben hep öyle düşünürüm. Doğamıza aykırı bir durum bu. Keşke doğal yaşamda kalaymışız ya.
    Günün ilk selamı tanımadığından gelir de böyle işte, mesela aynı servise bindiğin insanlar günaydınını bile almaz ya, işte o zaman iyilik denen şeyin herkeste eşit oranda bulunmadığına iman edesim gelir. Yaşasın tanımadığım binlerce iyi insan. :)) Sevgiler.

  8. nasıl gidiyor? bu sabah yollara düştüğümde lodos var bizim buralarda sizin orda da var diye seslenmek istedim sana 🙂 bu yol kenarı çaycısı ne güzelmiş; ben bazen evde kahvaltı yapmayıp mahallenin pastanesine uğrarım. çayı güzeldir muzaffer bey’in. arada poğaça da yerim ama mideme çok dokunuyor, bir de malum, o kadar hamur, yağ falan iyi seçenekler değil kahvaltı için…

    tadını çıkar tatilin tamam mı? sadece bir hafta kaldı, sorella 😉

    • Meraba Zelda 🙂 şimdi İstanbul’a vardım. Otobüsten indim, servisin kalkmasını bekliyorum. Sıpa ile keyifli bir dönüş yolculugu yaptık. Feribotla Topçular’a geçerken benim açımdan martılar biraz sıkıntı yarattı. Üst terasta cay içerken öbek öbek tepemde olmaları – malum, simit olayına giriyor herkes martılarla- epey bir korkuttu beni. Hemen foto çekme olayına girip korkuyla başetmeye çalıştım. Araya makine girince korkmadigimi keşfettim. Lodos? Bursa’da 3 gün öyle bir lodos vardı ki, başağrısından öldüm. Ama tatil olunca ve tatilde olunca takmiyor iste insan. 🙂 neyse, iste boyle. Pazartesi, seyyar çayından seslenirim sana 🙂 ps: bak hala Sorella :))

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: