MASALLARA İNANINIZ…

sevdiniz değil mi siz de bu uzayan sonbahar günlerini.
ben çok mutluyum.
evet, azıcık havadan dolayı çoklukla kardeşimle ablam geldiği için bu haftasonu.
üç kız kardeş bir aydan fazla ayrı kalınca ayrı evlerde ağlıyoruz biz.
tek olumsuz taraf teorik olarak ortanca olmama rağmen, uygulamada abla rolünü bana yıkıvermeleri. 🙂
yok yok, çok özlemişim ikisini de, hiç dokunmadı bu sefer bu rol bana.
önce kardeşim geldi geçen hafta içi.
gelir gelmez de abla İstanbul’u özledim gezdir beni diye tutturdu.
hafta sonu için sözü kaptı benden.
sonra ablam geldi, haftasonu üstü. ona kalsa evde oturacaktık.
ama küçük kardeşe kıyamadı o da.
Cumartesi onsuz Pazar onu da katarak üçümüz gezdik.
Cumartesi minik kardeşle cihangir- galata ekseninde sokaklarda kaybolma oyunu oynadık.

Pazar günü ne zamandır gezmediğimiz rotada Şişli-Osmanbey- Nişantaşı’nda gezdik.
hatta ne zamandır aklımda olan Feriköy Bit Pazarı’na gittik.
eski fotoğraf, plak, ıvırı zıvır’ın içinde kayboloduk.


evet, mecaz yok. bir kaç kere birbirimizi kaybedip telefonlaşmak marifetiyle toplaşıp yine kaybettiğimiz oldu.
bir kaç kere de saçma sapan şeyler alma aşamasında birbirimize kurtarma operasyonu düzenledik.
ama kardeşimin eski bir inek çanı, ablamın da “ne bileyim, koyarım işte salona bir yere” sözleriyle neden aldığını anlamadığını itiraf ettiği eski bir çerezlik almasını engelleyemedim.
ben mi?
ben alıcı değil bakıcıyım abla 🙂
şaka bir yana, eski eşya sevmiyorum ben.
kendimin eskisine bile tahammülüm yokken, başkasının eskisine hiç dayanamam.
eskiciler, antikacılar beni yorar mesela.
garip bir yorgunluk hissi.
ne bileyim, duygusal olarak abartıyor olabilirim ama, enerjimi düşürüyor eskiciler antikacılar benim.
ama feriköy’e gidin.
Yarı açık bir pazar olduğundan o boğulma hissini yaşamıyorsunuz.
farklı tezgahlardaki pikaplardan yükselen nostalcik müziklerle keyifli bir pazar gezmesi de olur hem.

eee, başlık ne alaka elektracım?

işte, şarkıda fairytale geçiyor ya, ondan şeyttim :))
neticede masallar güzeldir yani, inanınız.

Not: 1. ve 2. fotoğraflar cumartesi gününden, 3. fotoğraf ise pazar gününden kalma. Güzeller di mi? 🙂

Reklamlar

MASALLARA İNANINIZ…” üzerine 14 düşünce

  1. Hoş gelmişsiniz efendim. :))
    Kardeş ve abla da hoş gelmişler, selamlarımı gönderiyorum. 🙂
    Ben de aynen senin gibiyim; eski eşya sevmem, eskici sevmem, ancak bakabilirim, almayı da sevmem. Oysa eski eşya alıp, onartıp adam eden çok arkadaşım var…

  2. Unuttum diyeceğimi, bir de şu vardı; sizin wordpress müzik eklemeye ses çıkartmıyor bak, bizim blogger türlü arıza çıkarıyor, artık şarkı şeyttiremiyorum. 😦

  3. hoşbuldum efendim :)) sevemiyorum bir türlü, ne bileyim. diyorum ya gereksiz anlamlar yüklediğimden belki. aslında ne hoş şeyler vardı bir bilsen. eski bir el kamerasında gözüm kaldı mesela. hani böyle minicik göze tutmalı da tırrrt tırtttt ses çıkarmalı. hem bunlar tamir de edilmiş, bildiğin çalışıyor. :)) söylerim selamını kardeş bugün dönüyor, ama abla çarşambaya kadar burada. niye blogger öyle yapıyor ki? geçen benim öbüründen bir kod kopyalamak istedim bütün kullanıcı paneli değişmiş, hiçbir şey yapamadım. gel sen de wordpress’e. zaten yedeklemiştik seninkini değil mi? öyle hatırlıyorum . sevgiler, öpücükler. :))

  4. Elektracım Cumartesi kulaklarını çınlattık seni çok seven birisiyle (baş harfi Asu 🙂 Kitap fuarında gezerken senin de ne çok kitap ve film sevdiğini hatırladık. Öyle işte yani 🙂

  5. Şulem canım, öyledirler değil mi? hele benim aslında bir kedi olduğuna inandığım küçük kardeşim abla değil de yuva olduğumu hissettirir hep bana sokulganlığyla. işte o çok güzel :))

  6. Ooo, Serpilcim, demek asudemle birlikteydiniz bu haftasonu? ne kadar kıskandım bak şimdi. Kitap fuarına gitmedim ben bu sene. aslında uzun süredir gitmiyorum ben fuara. ne bileyim, hem uzak hem kalabalık. bir de okunmadık bir sürü kitap dururken kütüphanede şımarıklık gibi geliyor yeni kitap almak. bu sıra bu yığını eritmek telaşındayım. en çok de hikaye kitaplarını alıp alıp koymuşum kenara. içim içim dışım öykü oldu bu sıra. neyse, bende de böyle işte :))

  7. eskileri sevmem, kız kardeşleri severim, bir araya gelmelerine ise bayılırım:-) ne güzel günler olmuş, okuması bile hoş. bir de inek çanı çok fantastiko:p sevgiler, selamlar.

    • Clea, eski konusunda anlaştık, kızkardeşler konusunda da, ama şu çanı fantastik bulman? Iiııh, olmadı 🙂 hikayenin devamında kızkardeşin sırt çantasına attıgı çanın eve gelene kadar çan çun ötmesi var bir de, bak o daha fantastik :)) Sevgiler, selamlar 🙂

  8. Sana seslenip öyle yatağıma gideceğim, yine çok geç oldu:/
    Her zaman olduğu gibi pek neşeli bir yazı, çok sevdim;) Hem daha okumadan başlığına vurulmuştum ben, masallara kendimi bildim bileli inanırım çünkü.

    Kardeşlerin buluşması şahane, buluşma yazısına ise bayıldım. Feriköy Bit Pazarı’na ben de gitmek istiyorum, bir zamanlar eski eşya meraklısıydım, hâlâ severim ya bahsettiğin yorgunluk hissini de iyi bilirim. Bu konuda belki daha sonra uzun uzun konuşuruz ama şimdilik sadece seni çok iyi anladığımı söylemeliyim. İnek çanı alma işine, “ne bileyim, koyarım işte salona bir yere”, lafına çok güldüm;)

    Şarkıyı, yarın sakin bir kafayla dinleyeyim. Bu keyifli yazı için teşekkürler Elektracığım, komiksin sen;)
    Çok sevgiler.

  9. Justine :)) Babaannemi çok küçük yaşımda kaybettim. ancak o kadar etkili olmuş ki masalları demek benim üzerimde onca küçük yaşıma ait anılarıma dahil olmasına rağmen bugün bile masal anlatan sesini hatırlıyorum, ama masalları toparlayıp da bütünleştiremiyorum. bunu şunun için anlattım, şahane masalları vardı babaannemin. öyle şu an herhangi bir kitapta bulabileceğin masallardan değildi. peri kızları, devler, şahmaranlar, yakışıklı krallar, güzel yoksul kızlar, onurlu, dürüst insanlar üzerine. evet böyle güzel şeyler anlattığını hatırlıyorum parça parça, ama masallar bir bütün haline gelemiyor. bugünkü aklıma ve tabii bugünkü teknolojilere sahip olsam mutlaka, ama mutlaka kaydederdim onları. ve eminim akademik düzeyde hazine kabul edilirdi onun anlattığı masallar ve evdeki basit eşyalarla yaptığı kuklalar, kuklalı oyunlara dahil ettiği tekerlemeler. kış gecelerinde hiç sıkılmazdık babaannem sayesinde ablamla ben. anlatırdı, oynatırdı. neyse, işte masalları severim yani ben de diyecektim, boş dersimdeyim ya, gevezeliğim tuttu :)) Şarkı çok güzel Justine, keyifli anlarda açıp açıp kahve ya da çayla masalları düşünebileceğin bir şarkı :)) Komik miyim? bilmem ki? :))) hafifletiyorum gibi geliyor yazarken yaşadıklarımı biraz, siz böyle sevince de hmmm, diyorum, demek hafiflik demek neşe demek:) Sevgiler Justine, nöbetteysen yine, iyi nöbetler.

    • Abla? Ablacıııııııım 🙂 Anonim olmamak için yazmayı unuttuğun blogger kimliğinle girmen lazım sanırım 🙂 Elektrik woman oldum ben, süper güçler beliriyor bende haberin olsun.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: