BİZ BAHÇELERE DALDIK…

köy dedim,
gittim, geldim, yazamadım ama bir türlü.
giderken sıcaktı, biz köydeyken daha da ısınmış- şükür köyde biz en azından o kısımdan kurtulduk-
geldik bir kaç gün rüzgar ferahlattı, e ama şu son hafta herkes gibi ben de bayılmak üzereyim sıcaktan.en fenası gece uykuya dalmak ve sabah uyanmak galiba.
yok, uyanmak demeyelim bence biz buna.
uyanmak eylemi gerçekleştiğinde dinç falan olur bünye, biz sanırım uyumaya çalışırken bayılıp sabah da o baygınlıktan ayılıyoruz.

ayrılacağım işyerimde son 4 günüm ben bunu yazdığım şu anda.
birileri var yeni, işte o birilerine bir şeyler öğret de öyle ayrıl dediler.
iyi dedim, öğretmek bizim işimiz nasıl olsa.
öğretelim bakalım.
geliyorum işe, bir konu belirliyorum o gün öğrenilsin diye.
iki yeni çalışana o konuyla ilgili modülleri öğretiyorum, sonra çekiliyorum kenara kitap falan okuyorum.
soruları olursa yardım ediyorum, akşamüstü 5 dedi mi de kapatıyorum dükkanı çıkıyorum.
aslında tam da böyle çalışacaksam kalsam mı diye de düşünmüyor değilim 😀
yok yok, tatilin bir yararı da daha önce yazdığım gibi verdiğim kararı içselleştirip iyi yanlarının çokluğunu fark etmem oldu.
kendimi kararımdan ötürü tebrik ve takdir ederek sonlandırayım yazının bu, “tam şu anda ben neler yapıyorum” kısmını.
ama asıl ne yapacaktım ben?
Köy efendim, köyü getirecektim bloga.
başlayalım:
Köy dediğimiz, biliyor beni bilen bir çerkes köyü işte.
Ne zamandır gitmemiştim ben. Hakan her sene gider fındık zamanı, ailesine yardım etmek için de, fındık dediğin benim hızlandırma denen iş sürecinde toplandığından ben gidemem.
bu yıl, geçen sene evlendirdiğimiz küçük kardeş ve yunanlı gelin de gelince ziyaretimize, haydi dedik hep beraber köye gidelim. gelin de görsün hem İstanbul’un dışındaki türkiyeyi.
çok güzeldi deyip kestirmek gerek aslında bazen, anlatamıyorsun ki ne kadar güzel olduğunu.
bizim diye demiyorum, ama köyümüz gerçekten çok güzel bir doğaya sahip.
yeşilden kusuyorsunuz falan arasıra, akşam saat yedi oldu mu önce ince bir hırka ile başlayıp gece ilerlerken boğazlı kazak, kalın çoraba geçiş yapıyorsunuz.
yani bir kutup ayısı geni taşıyan elektra için şahane bir yer.
zaten yıllardır geyiğimizdir bizim, ” emekli olsak da köye yerleşsek”.
size söz verdiğim gibi ağaçlara çıktım,

ağaç altına kurduğumuz hamakta,

çimenlerin üstüne yayılarak ya da


bol bol kitap okudum.

fotoda gördüğünüz erikleri dallarından toplayıp artanlarıyla da odun ateşinde marmelat bile yaptım.

bahçeye dalmışken biber de toplayıp turşusunu kurdum inanır mısınız?


bir tane domates de toplamışım, evet 🙂

ah, asıl neydi olayımız?
dere efendim , dere.

bol bol yürüdük sıcak öğle sonralarında.

komşumuz, dere suyundan yararlanıp doldurduğu alabalık havuzunun bir bölmesini bizim şerefimize yüzme havuzuna bile çevirdi.

anlayacağınız biz yine felekten günler çalıp bahçelere daldık, bir güzel dinlenip geldik.
bitti işte, bu kadar.:)
elektra hepinize iyi günler dilerken, sıradaki parçayı hepimiz için çalıyor.
REDD söylüyor, “BAHÇELERE DALDIK”. 🙂

Reklamlar

BİZ BAHÇELERE DALDIK…” üzerine 10 düşünce

  1. İnsanoğlu arsız!
    Dün gece Bodrum’dan geldim ve bugün bu yazıyı okuyup içlendim. :))
    Ohh, iyi yapmışsınız köye gitmekle… Birlikte gidemez miyiz mesela sonbaharda?

  2. Ekmekçim, ben de şimdi gecikmiş blog yazılarını okuyorum sırayla. senin sayfandayım, ne tesadüf 😀 bir alttaki yazıda, justine’in yorumuna yazdığım yanıtta dediklerimi diyeceğim: köyde aklımda o kadar çok vardınız ki. Kızlar dedim, burayı ne çok sever. Bir haftasonu birinin arabasının arkasını erzak doldurup gelsek ya köye. Biz bunu bu sonbahar ya da gelecek yaz, bir yapalım bence. belki haftasonluk olmaz da 5 günlük falan yaparız:))şahane olur, şahane.

    • Valla sekerim Şulem araba derken açık adres vermesem de aklimdaki senden başkası degildi 🙂 dur bakalım ayarlayabilecek miyiz ?

  3. sevgili elektra, bu yaptığın şey ilaç gibi, serinledim resmen:) o yeşillik, ağaçlar, çimenlerde kitap, su, havuz, erik marmelatının rengi, kokusu. hepsi işte, hepsi çok güzel. bakmaya doyamadım, teşekkürler bize de gösterdiğin için. redd’i severim biliyorsun, bu şarkısını da severim. bahçelere daldık, sayende:)

    sevgiler çok.

    • Aglea, ne demek, blogger bloggerın hararetini alır 🙂 orada olup da sonra bu keşmekeşe dönmek öyle saçma bir şey ki pfffff … Sen de katıl gidersek kızlarla köy gezimize 🙂 çok bir konfor yok evde, ama gördüğün güzellikler garanti , sevgiler. Not: Redd ne güzel bir grup 🙂

  4. Redd güzel bir grup evet, pek bilmem şarkılarını ama prensesin uykusuyum ve kirli suyunda parıltılar’ı playlist’e atıp defalarca dinlemişliğim vardır eskiden. Sağlam grup, efendi çocuklar, güzel sözler, e heh delirdim, hep sıcaklardan oluyor bu;p
    ——–
    Konumuz bu değildi ki bizim, konumuz Elektracığımın missssler gibi tatil yapıp, bir de bunu harika bir yazıyla anlatmasıydı. Yazıya da fotolara da bayıldım ben, çok sevindim senin adına Elektra. Ne güzel dinlenmişsin, umarım benim tatilim de (köy olmadığı için seninki kadar sakin ve dinlendirici olmayacaktır tabii) güzel geçer. Çok sevgiler canım, ananemin köyünü özlettin bana;)

    p.s.: Neredeydi sizin köy Elektra, arada kaçırdım (eski yazılarda söylediysen) sanırım, Bursa’da bir köy olabilir mi? Çok merak ettim, muhteşem bir yer olduğu yazından ve fotolardan belli.

    • Justinecim, tatil tatildir. Şu an mesela işteyim. Deseler ki ergen nüfusu tavan yaptığı bir sahil kasabasında cıstak cıstak müzikli bir mekanda 10 gün tatil verelim, he derim 🙂 yani dağ başı, dere ağzı, sahil kasabası, Fark etmez. tatilin ruhu yeter adama. Tatilin çok iyi geçecektir umarım. Ben daha önce blogspottayken yazmıştım bir kere. Ne annemin ne babamın köyü var benim.Hakan sayesinde köyüm oldu. Köyünün olması insanın insanı kışkırtan da bir şey. Haydi gel köyümüze geri dönelim türküsündeki ruh halini hatırlayalım burada 😀 Bak ananenin köyü varmış işte, bir fırsat yarat da git derim. Bizim köy Düzce’de Justineciğim. Bursa’da annemler var. O kalmış sanırım aklında. Ayrıca çağrımı yineliyorum, gidelim bizim köye:) Çok çok sevgiler. Muck.

  5. Komik, benim ananemin köyü de Düzce’de şekerim, hadi seninle bir şekilde akraba çıkalım;p
    (zaten, yeşilden kusuyorsunuz dediğinde hafiften şüphelenmeye başlamıştım ben;p)

    • 🙂 justine, yaşargillerin evini bildin mı? Hah, tam o evden findikliga çıkarken bizim ev : D Düzce’nin tepelere doğru olan koyleri gercekten çok güzel. Bakalım, belki de akrabayız 🙂

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: