YOLCULUK

çok rüya görmüyorum bir zamandır ben.
oysa rüya görmeyi çok severim.
uyurken canım sıkılıyor rüya görmediğimde, ne o öyle yat yat . manasız bir şey.
evrim eksik kalmış bence.
uyumadan yaşayabileceğimiz bir forma ulaşamamışız.
modern insan oysa, uyumadan yaşamak mümkün olsa daha mutlu bir insan olurmuş, her şeye yetişebilmek bakımından.
ya da bak ayı olup sosyal yaşamımızı ona göre düzenlesek de olur. iki uçtan biri iyiymiş.
bu ara form çok sıkıcı.
sık sık şarj etmek zorunda kaldığımız elektronik eşyalarımız gibiyiz işte. koş koş koş koş, sonra uyu.
oldu, kolaydı sanki.
eskiden benimle dalga geçerdi hakan, yastığı görüp uyuyangillerdendim.
uzun, derin ve çok renkli rüyalarla dolu uyumalarım vardı benim.
annem derdi de inanmazdım, yaş aldıkça- asla yaşlandıkça değil, asla- uyku ile aranızda bir savaş başlıyor.
uyuyamayacağınız zamanlarda o hücum ediyor ama kazanamıyor.
uyumak zorunda olduğunuzda ise siz hücum ediyorsunuz, ama sonuç yenilgi. üstelik koyun keçi falan saymaya bile uzanan onursuz bir yenilgi. allahın hayvanından bile medet ummak çok alçaltıcı.
sonra gelsin bitki çayları gitsin kimyasallar.
ohhh, böyle manasız likidite ettiğin -uydurdum evet- vücutla da uyusan ne olur uyumasan ne olur.
dayak yemiş gibi uyandıktan sonra.
neyse, geçenlerde uyku uykuluğunu bildi, biyolojik saat de saatliğini ve ne zamandır unutuğum güzel bir uykuya atıverdim bilinci.
bilinç durur mu, başladı rengarenk rüyalar görmeye bu nadir ulaştığı uyumlu ruh beden dansında.
atladım deniz otobüsüne, sıpayı da aldım yanıma, annemleri çok özlemişim, -gerçek bu, çok özledim. gidemedim uzun zamandır.- güzelyalı’ya gidiyoruz sürpriz yapmak için. haber de vermemişiz mesela, öyle. ama rüya ya bu deniz otobüsü iskeleye yanaştığında bir de bakıyorum annem ve yanında benim canım abdullah dedem- öldü o, çok oldu, ama canım o- bizi bekliyorlar.
dedem yaşlanmış yüzü ve ona tezat bronz teni ve 70’lerden fırlamış gür kahverengi alna düşürülmüş bukleli saçlarıyla annemin yanında iskelede bizi bekliyor. çok mutluyum tabii, ama şaşkınım da, dedemin saçları ve bronz teni afallatıyor beni bütün imgeler içinde öne çıkarak. uyusam da bilinçli ve gereksiz bir şekilde mantığa sıkı sıkıya bağlı olan bir yanım salak gibi vırvırlanmaya başlıyor, ” aa, ne o saç öyle, bronz ten de nereden çıktı şimdi.” ve hop, büyü bozuluyor şrak diye uyanıyoruz.
oysa rüyada da olsa hasret gider di mi dedenle? ne de güzel gülüyordu sana iskelede oysa ki. al sana …
neyse, bu ne demek şimdiyi düşüne düşüne uyuduğum bir gecenin sabahında gördüğüm rüyanın ve en çok rüyaya eşlik eden o özlem notasının etkisiyle annemi aradım. n’aber, nasılsınız, ananemin unutkanlığı şimdi hangi sınırda, babamın halsizliği ne alemde, sizi çok seviyorum, kuş olsam da yanınıza gelsem, çok özledim anneeeeemmmm, girizgahlarından sonra aaa, ben dün gece rüyamda deniz otobüsüyle size geldim, sen de dedemle beni karşıladın biliyor musun’a getiriyorum lafı. annem de karşılık olarak, aaa, ne ilginç, ben de dün gece babamla üsküdar’dan motor’a binip size geldim diyor….
ikimiz de sabah şekeri kadını pozumuzu orada bitirip bir yutkunuyoruz o anda tabii.
idrak etmeye çalışıyoruz olanı.
neresinden baksan ilginç bir deneyim o anda yaşadığımız.
annem, canıım babam deyip yutkunuyor; ben canım dedem demek o da bizi özledi diyorum.
sonra pek konuşamıyoruz zaten.
sarsıldık tabii, beklemiyorduk bu paralel rüya deneyimini..
gek gükle kapatıyoruz telefonu.
sonra ben tüm gün dedemi düşünmeye devam ediyorum.
ne zamandır düşünmemiş olduğum tüm ölülerimi de ekleyerek üstelik.
hayret,iyi geliyor onları hatırlamak.
buymuş diyorum ihtiyacım olan bu hızlı akan günlerde.durmak ve eskiye bakmak.
buymuş bana bilinç dışımın anlatmak istediği.
annemin mesajını da annem çözsün diyerek bırakıyorum artık ipin ucunu.
sonrasında sadece dilimde dedemin bana söylediği tango ile mutlu geçiriyorum günümü… Ayşemmmmmm….

bir de düşünsenize ayı olmuşuz mesela evrim sürecinde, ne yazılar çıkardı o uykudan be…
atalarını esefle kınayan elektra güzel rüyalar diler…

Reklamlar

YOLCULUK” üzerine 8 düşünce

  1. Teşekkür ederiz efenim…
    Ben de yaş aldıkça (asla yaşlandıkça değil:) uyuyamayanlar güruhuna dahilim, esasen ben gençken de pek çabuk ve kolay uyuyabilen biri hiç olmadım. Bu durum şimdi tavan yaptı. uyku denen meret gecelerce yanıma uğramıyor. Yatağın içinde kıvranan bir beden ve huzursuz bacak sendromumla başbaşa her sabah savaş artığı bir çarşaf-yorgan, battaniye toparlaması yapıyorum. Rüya falan da istemiyorum ayrıca uyuyayım yeter. Hem ben rüyadan korkarım. Dalga geçersen “kuş” derim bak, sebebi yok işte:) Lakin seninkinden pek etkilendim. Eski usül bir rüya yorumu yapayım gitmeden, annen seni, sen anneni özlemişin bu da bilinçaltınıza vurmuş. Ölü görmek diri görmek derler, o zaman annenin de senin de çok sevdiğiniz ve uzun zamandır görmediğiniz birini göreceksiniz. Falcı bacı iyi günler diler…

  2. ya sabah sabah hem güldürdün hem ağlattın bu ne yaaa 🙂 babam ve oğlum’u izlerken böyle olmuştum en son.. 🙂 ben ayı olmak istemiyorum yaaa o kadar uyku çok! ama evt uykuyla mücadele sinir hastası edebiliyo cidden insanı..

    seviyorum seni elektra, muck 🙂

  3. Senin, yazılarının ve rüyalarının hastasıyım! 🙂

    Haa bu arada, bir de atlar var uyku bakımdan anılacak olan; ayakta uyurlarmış! Buna ne demeli? 😉

  4. rüyalar kadar güzel şey yoktur. hele de sevdiklerimizle özlem gideriyorsak. ben babamı da dedemi de anneannemi de çokca görür, mutlu mesut uyanirim sonra. ben tabi bir de senden çok gencim ya (!) hâlâ yastik gordum mu uyuyabiliyorum 🙂 sonra gelsin ruyalar…

  5. ah örtmenim, ah… bir dönem o huysuz bacak sendromu hayatımı kararttı benim. o böyle tak tak yatakta bacağımı atma çekme germe gereksinimleri. ıyhhhhh, çok fena. şu an bunu yazarken bile hafiften bir çekilme hissi. aman aman, ne oldu bilmiyorum ama bitti bende bir yıldır falan yok. uyku ile didişmek kadar kötü bir şey yok. iş olmasa hiç didişmezdim. aslında, kalkardım filmdir kitaptır diyorum kendime ama, öylesi bile sinir bozucu. ayrıca neden korkuyorsun der mi hiç benim gibi manasız korkular masterı biri sana örtmenim ya:) Rüya yorumunuza da bayıldım. öyle olsun diyelim inşallah:)))

  6. delicim, yahu gül, ne var ağlayacak ki:) ben ağlarım ikimizin yerine hatta:P Bak şu ayı olma teklifini bir daha değerlendir derim ben. hatta bonus olarak ömrümüzün uykuda geçecek kısmını ömrümüze ek yapıp insan denen cinsin yaşam süresini ortalama 140’a çekelim teklifimizde. hı? olma mı:))) ben de seni seviyorum, Toplak a da hastayım.:)))

  7. efenim ne emek, asıl ben sizin hastanızım ekmekçim :))) Atlar olmaz, yazık onlara uyuyacaksan şöyle devrilip tosur tosur uyuyacaksın ki uykunun hakkını veresin. at uykusu hiç iyi bi şey diyil:P

  8. ah şulem,i sizin gibi gençlere ne kadar imreniyorum bir bilsen. bu gençliğinizin kıymetini bilin şekerim, yaş alınca olmuyor işte olmuyor:) şaka bir yana hakikaten rüyada özlediğin birilerini görmek kadar güzel bir rüya yoktur herhalde rüya aleminde. dead or alive:) hatta yaşayanlarla rüyalarda buluşmak ekonomik ve zahmetsiz de bir iletişim şekli. tele konferans biçimi herkes birbirinin rüyasına dahil olsa keşke. aaa, bak bu de iyi bir yaşam formu. bu yana da evrilebiliriz:)))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: