GASSIP GÖRLLLL.

haydi dedikodu yapalım biraz.
şimdi ben şu okul macerasına başladım.
20 yıllık öğretmenlik hayatımda emekliliğe pek de kalmamışken – en azından olanak olarak emekliliğime az kalmışken desek daha doğru. daha okutulacak bir sıpa var. bir sürü masraf. nereye emekli oluyorum yani- neyse işte, bir de okul öğretmeni olayım, not defterim olsun, kalk bakayım sözlüye diyeyim, çıkarın kağıtları yazılı var fantezimizi realize edelim falan diye girdik ya bir maceraya, hah iyi halt yedik.
ey ahaliii, çocuklarınızı özel okul diye çok pahalı dershanelere gönderdiğinizin farkında mısınız?
ilkokulun son iki, orta öğretimin son iki yılının tamamen sınav odaklı bir programla doldurulduğu, konuyu öğrenmenin değil, doğru seçeneği bulmanın önemli olduğu bir okul anlayışıve öğrendiklerini yazılı ifade etmek zorunda kaldığında yazacak iki cümle kuramayan çocuklar buldum bu yeni macerada.
şimdilik yeniyim diye kenardan izliyorum öğretmenler odasını, yönetimi, genel olarak öğrencileri falan.
şimdilik sadece sınıf kapısını kapatıp sınıfımla başbaşa kaldığımda kendimi iyi hissedebiliyorum.
ilk şokumu, hani neredeyse en önemli artısı yabancı dil hatta diller kazandırdığını sandığım özel okulda son iki yıllarında çocukların ingilizce derslerinin sınavda soru çıkacak olan derslerle doldurulduğunu fark ederek yaşadım. bu nasıl bir kısır döngü anlatmaya çalışayım size.
bu çocukların çoğu özel okullarda okumuş hep. hedefledikleri üni.lerde konuştuğum kadarıyla özel üniversiteler. devlet okulu fobisi var çocuklarda bildiğiniz:) hiii, ay yok yok, yapamam ben orda falan diyorlar şu üni. de iyidir deyip devlet üni.lerinden bahsedince. neyse, tamam, pek çok özel üni. var artık. iyileri de var, temelde itiraz edilecek bir şey yok deyip geçelim bunu. kazandılar diyelim özel üni.leri, e hazırlık sınavını atlayamaz ki ingilizceden 2 yıl koparılmış bir çocuk. haydi bakalım ebeveynler, harcadığınız parayı çöpe atın, yeni çöp poşeti açıp buraya paraları akıtmaya devam edin.yani nereden baksan ekonomik açıdan çok başarısız yatırımlar bunlar para ödeyen veliler açısından.
he, sana ne be elektra, para onların , züğürtsün anacım, çeneni yorma diyebilirsiniz tabii bana.
ama başlığa bakınız, dedikodu yapmak istiyor canım ya:)
gelelim öğretmenler odasına.
amanın, beş dakika boş oturuyor görünmekten ödü kopan bir öğretmen kitlesi var bu okullarda.
hepimize havalı bilgisayarlar veriyor okul.
akıllı tahtalarımız falan var, son teknoloci ders yapıyoruz.
– laf aramızda , ben akıllı tahtayı da sevmedim. çocuklar günde dokuz saat bir projeksiyon makinasının yansıttığı ne olsa piksel piksel parlak, elektronik bir görüntüye bakıyorlar. gözlerine yazık valla. üstelik sınıfın loş ortamında ciddi ciddi sızıp kalan öğrenciler oluyor ki, ne desen boş. haklı çocuk, film izler gibi tahta izlediğinden içi geçiyor garibimin. öğretmen açısından da hamallık. bilgisayarım okul sınırları içerisinde bir uzvuma dönüşüyor. akşamları kollarım ağrıyor ya. –
neyse işte, bu okul öğretmenleri, sürekli bir tara tarayıcıdan, aktar programa, koştur koştur sınıfa göster hamaratlığıyla kaç yıllık dershaneci beni hayretler içinde bırakıyor.zira biz dershanelerde hazır materyal kullanırız. hatta kullanmayız. eve yollar, etütlerde denetleriz bu materyalleri. sınıfta bla bla bla sürekli ders anlatırız. burada ise, sürekli bir sınıf içinde kullanılacak sınav, test hazırlama trafiği var. yok, eleştirmiyorum, takdir ediyorum çalışkanlıklarını güzel bir şey. ama iki nefes almalık bile boş oturmaktan korkuyor görünmelerini eleştiriyorum. zira gördüklerim mesleki bir idealizmden ziyade, bir tür jurnalden korkma, ayak kaydırılmasından tırsma tablosu izliyormuşum etkisi yapıyor. ben mesela, sessiz bir öğretmenler odasına hiç alışkın değilim. burada ise, neredeyse kimse kimseyle mecburiyetler dışında konuşmuyor. yaşları benden çok çok küçük olan bu meslektaşlarımın yanında ben sınıfın yaramazı gibi kalıyorum. sürekli bir sohbet ortamı yaratma çabamla dehşete düşürüyorum sanırım onları.bugün boş bir ders çıktı piyangodan bana mesela, odadaki herkese türk kahvesi pişirip ikram ettim, çok tırstılar. valla, gözlerinde korku gördüm. zehirleyeceğim falan mı sandılar acaba?

ayy, işte böyle. aslında daha o kadar çok detay var ki anlatmak istediğim. ama eve gelince yarattıkları şok etkisi geçtiğinden sanırım şu an önemsiz görünüyor.
kısacası , okulculuk pek de güzel bir şey değil gibi.
ama öğrenci her yerde öğrenci.
özünde iyi çocuklar.
bunalmışlar biraz.
iyi niyetli olduğumu sezene kadar biraz mesafeliydiler.
bu hafta buzlarımız çözüldü, yavaş yavaş ilgilenmeye başladılar bıdır bıdır onlara bir şeyler anlatmaya çalışan kadından. üstelik akıllı tahtayı da kapatıyor bu manyak kadın. iki dakka oturmuyor, eli kolu uçacak gibi oynuyor. dur bakayım, ilginç de bir şeyler anlatıyor galiba kıvamına getirdim çoğunu.
sınıfta bari mutlu olayım, gerisi hallolur .
di mi?

Reklamlar

GASSIP GÖRLLLL.” üzerine 10 düşünce

  1. :))) okul, bööööö:) valla dershanecilik deli işi falan ama , daha dürüst bir şey gibi geldi ban örtmenim ya.

  2. birileri bu işe bir el atsa artık ya. biz tamam, sonuna geldik meslekte, ama yazık bu yeni meslektaşlarıma.

  3. yok yahu ekmekçim, benim gördüğüm hepsi gergin hepsi mutsuz. ama ben onlara annelik yapacağım. azıcık gevşeteceğim onları:)

  4. en az oniki tane sepet alırsın kendine, birine boyaları yağlısından tuzlusuna…birine iplikleri 0 numaradan makarna kalınlığına,birine kapalıçarşı basmalarını, birine rengarenk kalemlerini doldurur, pisikopata bağlayıp bi akşam boyalara bulanır,bi akşam çamurlardan hamurlardan garip yaratıklar yapar, bi akşam yastıkları söker, söktüğün parçaları kazaklara diker okula pür neşe gidersin…olur biter gülüm, olur biter…

  5. hahahaha:) insanın kendini iyileştirebilmesinden daha büyük bir yetenek bu dünyada cancaazım. ama tabii bir de tedavi yöntemleri konusunda yetenek sahibi olmak gerekiyor. iki şiş dürtebilecek kadar ya da iki rengin uyumunu görebilecek kadar:))) ben her okul gününde seni yad ediyorum biliyor musun? :((( nasıl dayanabilmişsin, helal olsun.

  6. okuyunca emin oldum. üniversiteye devlet okuluna gidilmeli. özel üniversitelerin öğrenci kalitesi berbat. en iyilerinin bile anca orta sınıf bir devlet üniversitesi düzeyinde. ve oralarda öğrenciler kral. ne isterlerse, nasıl isterlerse öyle oluyor. ayrıca, fazla homojen bir ortam. aynı sınıftan gelen bir kalabalık. o parayı zorla ödeyip orada olanlar ve burslu okuyanlar ancak küçük bir azınlık. oysa, devlet üniversitelerinde herkes var. hele iyi bir okulsa eğitim kalitesi yüksek. zorlanmak işin olmazsa olmazı, kaçılmamalı. orada kaçan hayatta daha beter çarpar duvara.

  7. Ben, vakıf üniversitelerini kendi içinde kategorize ediyorum. Bazıları gerçekten kalite çıtalarını yukarıda tutmaya çabalıyorlar. Ve 1.ligdeki bazı üniversiteler sundukları olanaklarla da ( ki bununla kampüste starbucks’ı ya da kuaförü kastetmiyorum:)) beni bile cezbediyor. yeniden okusam mı diye. ama bence hala köklü bir geleneğe sahip devlet üniversiteleri 1. tercih olmalı öğrenci açısından. ve fekat benim istanbul üniversitesini kazanan bir özel okullu kız öğrencimi annesi üniversiteye başladığı ilk gün okuldan aldı biliyor musun? tuvaletleri denetlemiş anne, ve benim kızım burada okuyamaz demiş:)))))) farkındaysan sinirden gülüyorum Simon:)))))

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: